bos beles isler

x + y = düttt

anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2010 Salı

iskoç görmüş masum gökhan

gökhan, lise dönemlerimizde pek bal,pek tatlı,sert görünümünün altında masum bir kedi ile bir iskoç besleyen süpersonik bir arkadaşımızdı.müzik bilgilerinden feyz aldığımız,daha sonra yaptığı kariyer ile gururlandığımız,gırtlağına kurban finlandiya gurbetçimizdir.

lise dönemleri dedim...izmit...o dönemler acısu parkı buluşma,dinlenme,paylaşma mekanı...kendimizi evimizde hissettiğimiz tek yer.ağzımızı ayırarak yeni gruplar keşfettiğimiz,yaşımızın konser girişlerine yeteceği günleri kulağımızda walkman kulaklıkları ile dinlediğimiz müzikler fonunda hayal ettiğimiz zamanlar.underground grupların istanbul'dan kasetlerinin sipariş edildiği dönemler.

gökhan'ın o dönem iskoç hayranlığı tavan yapmış durumda.arada hafta sonları gittiği istanbul'dan aldığı iskoç eteğini giyememekten dert yanmakta.bir sonraki istanbul seferinde eteği mutlaka giyeceğinin kararlılığını göstermekte yaptığı konuşmada.nasıl gaz!

bir sonraki hafta sonu gitti gökhan.iskoç eteği sırt çantasında.hayatının en büyük rahatlamasını yaşayacak o eteği giydiğinde.hepimiz biliyoruz.merak kurtları içimizi kemirmekte.

gitti...döndü...buluştuk hep birlikte yine...gökhan'ın gururlu ama mağrur hikayesini dinleyip yerlerde yuvarlandığımızı hatırlıyorum en son.10 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen diyaloğu net olarak hatırlayıp aynı yerlere yatma performansını da hala gösterebiliyorum.belirtmeden edemedim.

gökhan istanbul'a ayak basar.arkadaş evinde yemek,sohbet sonrası malum eteği giyer ve kendini taksim'de bir bara atar.hazzın doruklarında attığı adımlar bir annda barda oturan iskoç etekli iskoçu görmesi ile oraya çakılmasını sağlar.haz; adını koyamadığı,nasıl bir duygu olduğunu tanımlayamadığı bir forma bürünür.


nefes alış-verişleri de farklı bir formdayken kendisini iskoç abinin yan taburesinde bulur.ortadan hallice ingilizcesi ile bir selam çaktıktan sonra adamın dikkatini kendi üzerine çeker ve her ikisinin gözlerindeki ışıltı büyük patlamaya yol açar.süper koyu bir muhabbet.gökhan ve iskoç arkadaşı kurdukları cennetlerinin prensleri.adam el işareti ile gökhan ve kendine bira alıp koyu muhabbetlerine devam etmekte.

iskoçya'nın iklimi,bitki örtüsünden,kültür,sanata geniiiiş bir yelpazede süren 1,5 saatlik muhabbetlerine gökhan'ın bira ısmarlama isteği ile birkaç dakika ara verilir.

-abi 2 bira daha gönder

''nası lan?'' efekti !

donmuş bakışlar,2 dk'lık bir sessizlik.

-türkmüşsün hacı ?!?
-e sen de öyle ?!?
-kötü oldum ben.
-e ben de öyle.
sonrası son bira eşliğinde temposu düşük muhabbet.''istanbul'a tekrar gelirsen görüşelim'' , ''tamam hacı görüşelim'' ler.
görüşmediler.bence bir araya gelmelilerdi tekrar,ama yapmadılar bildiğim kadarıyla.onlara göre çok hazindi fakat benim bunca zamandır aklıma geldikçe...
 
hey allahım ya zıhzıhzıh..
                                     

24 Mayıs 2010 Pazartesi

being muharrem


herhangi bir açıklama yapmadan bugün yaşanılan,dumanı üstünde diyaloğu aktarmak istiyorum benim ısparta gülü cemali olan okurum.

kız takımı: canım biz sana gelmeyi düşünüyoruz.müsait misin şu sıralar?
kült ablası kadar başına taş düşmesi gereken 1. tekil şahıs: aaa MUHARREM olurum,ne zaman isterseniz kuzum.

müşerref olurum diyecektim oysa.
yoksa ki muharrem olunmaz,muharrem doğulur o kısmını biliyoruz da o sevimliliğin hatrına görmezden gelinip saatlerce dalga geçilmeyebilirdi diyorum.
bu da google amca'nın 1.sırada sunduğu muharrem fotosu.vay başıma...

23 Mayıs 2010 Pazar

göbeemdeki çocuk: based on a true story


s.a. ; cin ali görünümlü ''zopa adam'' lakaplı,arkadaş çevresinde oldukça sevilen,nevi şahsına münhasır bir insandır.milletin gıpte ederek baktığı süpersonik kız arkadaşı ile fevkaladenin fevkinde bir ilişki yaşamaktadır.birlikte ''efsane aşklar'' kategorisinde 1.liğe oynamaktayken,erol taş sıfatlı kız babası tarafından bir engele takılıp,tepe taklak düşerler.tüm ilanlara,duyurulara rağmen ilişkinin git gide kaybettiği kan bir türlü bulunamaz ve yollarını ayırma kararı ile son bulur aşkları.


s.a. günlerce süpersonik kız arkadaşından kalma eşyaları imha etmekle uğraşır.ihtiyaç sahiplerine kızılderili maskları,orijinal cdler,dvdler,mizah dergileri,kıyafetler ...vb. dağıtır durur.hatta 1 hafta aradan sonra elinde mektup ve fotoğraflarla gelip; ''yakmaya kıyamadım,bunları da dağıtacağım,belki sevdiceğine yollamak üzere bir arkadaş kullanır bu mektupları,fotolarda da üzerlerine kendi kafalarını yapıştıracak birileri elbet çıkar'' diyerek herkesi dumura uğratır ve sevenlerini kara kara ''ne yapsak ki bu adama yahu?'' diye düşündürür.


aylar geçer...zopa adam s.a. erimiş,bitmiş,neredeyse görünmez adam olmuştur.hala daha sevdiceğine ve babasına isyan etmektedir.desteğini esirgemek istemeyen arkadaşları alıp biraları giderler bu bağrı yanık,bezgin arkadaşlarının evine.içkiler içilir,neşeli parçalar atılır listeye,hava,su da dahil olmak üzerine her halt üzerine geyik çevrilir.bir ara bir kişi ''içimde zillere basıp kaçan bir çocuk var'' gibi bir cümle kurar.hafif çakırkeyf olan 12 insan göbeklerini hoplata hoplata gülerler.komik olmasa bile gülmelidirler,moral aşılama misyonu dolayısıyla.
birkaç saniye içerisinde biri yanındakini dürter,dürtülen yanındakini,yanındaki yanındakini derken dürtük zincirlemesi sonrasında tüm bakışlar s.a.'ya kilitlenir.

birasından seri yudumlar alan s.a. bir yandan da göbeğini çalkalamaktadır.birkaç saniye gözlemlendikten sonra nihai soru gelir:

-n'apıyorsun lan sen?
s.a.'nın gözleri tazyikli su ile doldurulan yarım litrelik şişeler gibi bir anda dolar taşar...
-hep içimde haylaz bir çocuk olduğunu söylerdi.şimdi onu boğarak öldüreyim de son kalan şeyi de yok edeyim.ühğhüüğğğğ snıfff snıfff....

gülsen olmaz,ağlasan olmaz,ne yukarı tükürdük,ne aşağı...böyle ağız dolusu yuttuk gitti.''ben böyle aşkın ızdırabını...'' dedik cümleten.

ha olayın akıbetini merak edenler olur belki; bu hıyarlar mezun olduktan sonra evlendiler...acı soslu mutlu son anlayacağınız...

19 Mayıs 2010 Çarşamba

gözün kör olsun fantezi!


içimde yıllarca adeta bir çığ gibi büyüyen,hollywood filmlerinden fırlama ''öndeki arabayı takip et'' fantezisi eminim birkaçınızın da aklından geçmiştir.bu ukteyi ve sonra ne şekilde bunu yok edebildiğimi anlatarak aynı ukteye sahip okurlarıma faydalı olabileceğimi düşünüyorum.-aferin çok iyi düşünmüşüm değil mi?-

bu bilinçaltıma nasıl nüfus etti tam bilemiyorum ama,bir gün arkadaşlarla film izlerken bu repliğin geçtiği sahnede içimin bir tuhaf olduğunu,bir kımıl kımıllığın söz konusu olduğunu fark ettim.o gün bunu yapmam gerektiğini düşünüp,öğrenim kredisine kaç gün kaldığını hesap etmeye başladım.kredinin yattığı akşam 10 liralık bir fantezi yaşayıp,bir taksi şoförüne ''öndeki arabayı takip et'' diyecektim.faturaların fazla gelmesi planı bozdu.sonraki zamanlarda da bir türlü olmadı,olamadı.

ben böyle bunu gerçekleştiremeden üniversiteden mezun oldum gitti.sonra iş yaşamına atılma olayları.zaman zaman ayın 15'ine doğru ''şu parayı elime alır almaz yapacağım ülen'' planlamaları, fakat bir türlü olamaması diye devam etti.

taaaa kiiii bir gün babamın beni tren garına almaya geldiği güne kadar.planlanmış bir durum değildi,hızlıca arabaya bindim ve heyecanla babama:

-öndeki arabayı takip et!!!

dedim.babamın panikle arabayı hareket ettirmesi,takibe yeltenmesi,suratıma baktığı anda yüzümdeki o sırıtışı görmesi...5 sn üstadım!yıllarca planladığın her şeyin 5 sn.de

-babanın şoförümü var lan eşşoğleşşek!

fırçasıyla zart diye sona ermesi.eve gidene kadar kaç yaşına geldin hala nelerle uğraşıyorsunlar,çocukken anlıyorduk hadi şimdi ne oluyorlar,allah bilir kostüm alıp o damdan bu dama da uçmaya çalışırsınlar,ler,lar...

demek ki neymiş? babanızı kullanmamak gerekmiş...kendi işinizi kendiniz görün canlar!öptüm kalem kaşınızın arasından...



15 Mayıs 2010 Cumartesi

bu da böyle bir anımdı...


yıllaaaaaar yıllar önceydi.evet hatırlıyorum.güzel güzel eğlenmiş,müziğimiz eşliğinde içkilerimizi içmiştik.sonra mekandan çıkıp evlerimize dağılmak üzere yürümeye başlamıştık.yolda yine eğlenceli muhabbet eşliğinde minik adımlarla yürüme eylemi.ve aniden bir ses:

-KAKAZEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE !!!



çotank! efektiyle sesin kesilmesi...derin bir sessizlik hali.''ne oldu şimdi?'' bakışları...


yerde boylu boyunca uzanan zat-ı muhterem grubumuzun içinden birkaç saniye önce eksilmiş bir elemandı.neydi ona kendini kamikazeymiş gibi hissettiren? nasıl bir harekettir kamikaze hissini yaşayıp koşarak ağaca kafa atmak?
yok hacım,o zaman da bilemedim,aklıma geldikçe yine bilemiyorum...