bos beles isler

x + y = düttt

egitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
egitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2011 Perşembe

arz ederim

sevgili milli eğitim bakanlığı;
öğretmenlerin il dışı yer değiştirmesi ile ilgili senede 2 kez çeşitli adlar altında atamalar yapıyorsunuz.çogzel,çok seviyoruz falan.

hani diyorum ki;
eş durumu ataması var,sağlık özrü var,genel ve özel hayatı etkileyen durumlar var vs vs...
okulda fermuarını açık unutup ortalıkta salınan öğretmenlere de bir tayin hakkı verin be azizim.olmaa mı?
yazıktır,günahtır,bir düşünün derim ben.
arz ederim. öptüm bye.


10 Ocak 2011 Pazartesi

ne iş?

bulmaca,çocukların sözcük dağarcıklarını geliştirmek adına sıkça kullandığımız tekniklerden.hazırlamaktan da haz duyarım,uygulatmaktan da...çocuklar için de müthiş bir zevk!

görseller de önemlidir bulmacalarda.ben mesela görselini hazırlayamadığım bulmacaları uygulatırken bulmacada her tamamladıkları kelimenin resmini de kağıttaki boşluklara çizmelerini isterim çocuklardan.mevzu ben ve uygulama biçimim değil ama bi ön bilgi vermek adına (bulmacanın çocuklardaki yeri ve önemi) yazdım bunları.

evet...bugün h.k isimli bir arkadaşı incelemek istiyorum.kendisini birkaç dakika önce süper kişilikli arkadaşım vasıtası ile tanıdım.o da materyallerin paylaşıldığı bir siteden aşağıda hazırlamış olduğu materyali indirmesi sayesinde...


şu koyun olayı bizi uzunca bir süre dumur-dumur arasında ücretsiz götürdü getirdi.bu seksi koyun ilköğretim 2. sınıf seviyesi için hazırlanmış bu bulmacada neden salınıyordu? üstelik diğer görsellerde hiç bir hinlik yokken!
h.k. isimli öğretmenin iyi niyetli bir insan olduğunu düşünmek istiyorum.hazırlarken çok sıkılmış,kendi kendine eğlenmiş olduğunu umuyorum.

ama h.k. iyi niyetli de olsan bu bir çok kadının olamadığı kadar seksi bir koyun adamım! kırmızı ayakkabılar,kırmızı ruj,file çoraplar,jartiyer olayı falan...sarışın sevdiğini de anladık.fakat üstadım bunu bu bulmacada kullanman bizleri bir miktar kıllandırdı ne yalan söyleyeyim.olmamış! at şeyine konan kelebek misali durmuş onca görselin içinde.

işte böyleee.ha bir de ''mutluluğun resmi''ni çizdim ben a dostlar.paylaşmadan edemeyeceğim.abidin dino rahat uyu...omuzlarındaki yükü geç de olsa kaldırıyorum.

I    sıcak su torbası

24 Aralık 2010 Cuma

bir şey rica edebilir miyim sevgili bloggerlar?

çocuk olmak acayip bir şey.
Atatürk'ün dayısının yanında kaldığı dönemlerde tarlada kovaladığı hayvanı soruyorsun bir bulmaca etkinliğinde;
-hmmm neydi? heh buldum PENGUEN!

cevabı geliyor büyük bir ciddiyetle.öğretmeninin cinnet geçirme ihtimali umrunda bile değil.var mı böyle bir krallık? mis! çok temiz iş çocuk olmak!


çok temiz iş de...kimi okullar hala yardıma muhtaç bir biçimde eğitim-öğretimi sürdürmeye devam ediyor.hani ben diyorum ki şu favori canım okulum hadisesine siz de bir el atsanız.ne bileyim bloglarınızda,facebook iletilerinizde 1 seferliğine mahsus yer verseniz...

okul listesinden mardin ilini seçip,makbule demir ilköğretim okulu için 1 oy kullansanız...ihtiyaçları olan 1 adet dizüstü bilgisayar için 1173 oya daha ihtiyaçları var.bir ihtiyacın giderilmesine bir tıkla katkıda bulunmuş olsanız.o çocuklar dinlediklerinin görsellerine de ulaşma fırsatı bulabilseler.

ne bileyim izledikleri Atatürk belgeselinden sonra kovaladığı hayvanın PENGUEN değil de KARGA olduğunu hatırlayabilseler...

yapar mısınız ki bunu?

17 Aralık 2010 Cuma

''ders kitaplarındaki metinler realist yaklaşımlar içermeli'' çabalarımız nereye gidiyor?

ilköğretim ders kitaplarındaki metinleri işledikçe cinlerim tepeme fırlıyor okurcan.pembiş pembiş metinler,pürüzsüz,süper bir dünyada yaşıyormuşuz izlenimleri...
hiç olmadı kılavuz kitapları öğretmenlere dağıtırken bari yanında pembe gözlük eşantiyonu verin,azıcık masraftan kaçınmayın be üstadım.var olmayan ve asla var olmayacak bir dünyanın bu derece ballandırılarak anlatılması o minicik tavşanların daha küçücükken yalanlara inanmasına neden olmuyor mu?
akılları azıcık daha erdiğinde böyle bir dünyanın var olmadığını gördüklerinde nefretle anmayacaklar mı öğretmenlerini? erişilmezsiniz ya rahatsınız,kimse hesap soramıyor sonuçta sizden!!!

böyle olmalı işte.GERÇEKÇİ!
somut örnek vereyim hemen:
                                                                          ***
hayat bilgisi dersi metni: demokrasi ve adalet

mehmet'in en büyük hayali sınıf başkanı olmaktı.her yıl olduğu gibi bu yıl da sınıf başkanı ve yardımcısı,sınıfta öğrencilerin vereceği oylarla belirlenecekti.

öğretmen başkanlık seçiminden önce bu yıl kimlerin aday olmak istediğini sordu.başkan adaylarının birer seçim konuşması yapmasını istedi.

mehmet diğer aday arkadaşlarının konuşmalarını saygıyla dinledi.konuşma sırası kendisine geldiğinde  başkan seçilirse sınıfı için neler yapacağını anlattı.

en çok oy alan aslı sınıf başkanı,tuna ise başkan yardımcısı oldu.mehmet çok az bir oy farkıyla seçimi kazanamamıştı.
 
mehmet üzülmüştü ama sınıf arkadaşlarının seçimine saygı duydu.aslı ve tuna'yı tebrik etti.mehmet umudunu kaybetmedi.bir dahaki seçimlerde şansını denemeye karar verdi.
                                                                                ***
çocuğa bunun canlandırmasını yaptırabilirsin evet.ama böyle biri olmasını bekleyemezsin.yok öyle bir şey.böyle cinnet geçirten onlarca metin...
sonra insan şöyle yamalar yapıyor kendince,delirmişsin ya artık,masal dünyası olmadığını haykıracaksın ya,dünyanın çok daha acayip ve saldırgan bir tutumu olduğunu göstereceksin ya:


........
en çok oy alan aslı sınıf başkanı,tuna ise başkan yardımcısı oldu.mehmet çok az bir oy farkıyla seçimi kazanamamıştı.bunun üzerine mehmet babasının ruhsatlı silahını çantasından çıkardı.aslı'ya,tuna'ya sıktıktan sonra,öğretmenine senin de ...  goyyim diyerek kalan mermileri ona boşalttı.mehmet amanın mor goyun meeeler geeeelir şarkısını söyleyerek kendisini okul çatısından aşağı fırlattı.bunu görenler bi acayip şaşkınlık yaşadılar.gözleri falan büyüdü o derece.sonuçta herkes ölümü tadacaktır fani dünyada.
.......

yahut uçan adam disko'nun metni gibi

Ali'nin kız kardeşi Ayşe'ye aşık olan Mehmet, sınıfta matematik derslerinde gözünü Ayşe'den alamamaktadır. Bir gün bunu farkeden Ayşe, Mehmet'in yanına gelerek aslında onun da Mehmet'e karşı boş olmadığını, ama bazı şeylerden korktuğu için yanına yaklaşmaktan kaçındığını söyler. Bu durumu öğrenen Mehmet çok sevinçlidir ve okuldan çıkar çıkmaz Ayşe'yle birlikte bir şeyler yapmak ister...
 
 Soluk soluğa Ayşe'nin yanına gelir ve "Eğer istersen bugün bir şeyler yapabiliriz" der Ayşe'ye. Ayşe de peki diyerek Mehmet'le birlikte yola devam ederler. Mehmet ergenliğinin sebep olduğu dürtüler sonucu Ayşe'yi ilk tenhada sıkıştırır ve asıl niyetinin Ayşe'ye sahip olmak olduğunu, ergenliğinin başlangıcından beri onu deli gibi arzuladığını haykırır Ayşe'ye.


Bunu duyan Ayşe paniğe kapılır ve Ana avrat sövmeye başlar Mehmet'e, hem bağırıp yardım ister, hem de küfreder. Çığlıkları duyan Ayşe'nin abisi Ali ve kahvede birlikte barbut oynadığı arkadaşları ilk gördükleri masadan okey ıstakalarını kaptıkları gibi olay mahalline koşarlar. Mehmet'in Ayşe'ye kötü şeyler yapmaya çalıştığını gören Ali ve arkadaşları, Ayşe'yi Mehmet'in elinden kurtarır ve Mehmet'i ters çevirip okey ıstakalarını Bir bir Mehmet'in malum yerine sokarlar. Acı içinde kıvranan Mehmet, Ali'nin arkadaşlarını ayartır ve Ali'yi onlara dövdürtür ardından da Ayşe'ye birlikte sahip olmaları için arkadaşlarını ikna eder. Abisinin kanlar içinde dayak yediğini gören Ayşe ilk taşı alır ve rastgele birinin kafasına fırlatır. Şans eseri kimsenin kafasına gelmeyen taş alzheimer hastası Fırat amcanın camını kırar. Kırılan Camı gören Fırat amca, beylik tüfeğini aldığı gibi dışarı fırlar. Çocukların alayına kız erkek farketmeden yağdırır.3 saçmanın sağ elmacık kemiğine isabet eden Ayşe kanlar içinde yere yığılır. Diğer çocukların zaten hepsinin kafasına isabet eden kurşunlar nedeniyle donları aşağıda bedenleri oracığa yığılır kalır. Mehmet son bir gayretle kıçından kanlar aka aka Ali'nin bedenini kendine siper eder..
 
Şans eseri oradan canlı kurtulan Mehmet 155 polis imdat'ı arar
 
 Ana Fikir : Acil durumlarda polisi aramayı unutmayın

dünya; kız kardeşi ile kocasını aynı yatakta yakalayan,para pul hırsı yüzünden gözünü karartıp anne babalarını öldüren,evlatlarını reddeden,dostlarını olmaz zamanlarda satabilen,koltuk sevdalısı,hırsız,sapık,katil,çocuklarını satan,sokakta yaşamaya,açlıkla,soğukla,hastalıkla başa çıkmaya çalışan vs vs vs insanların yaşadığı bir yer.
dünya içinde insanın insan gibi yaşamadığı,insanın çirkefleşmesiyle orantılı çirkefleşen bir yer.başkanlığı kaybedenlerin birbirini tebrik etmediği -yahut zoraki tebrik ettiği-akabinde ayağını kaydırma çalışmalarına başladığı bir yer.kimse kimseyi kandırmasın,kimse kimseyi,hele hele çocukları umutlandırmasın!!!

10 Ekim 2010 Pazar

öğretmenleri inceleyelim-1





A.G. milli eğitim bakanlığınca hatay'ın belen ilçesine sözleşmeli öğretmen olarak atanmıştır.kıl payı kadroyu kaçıran A. bu durumu kendisine fazlaca sıkıntı yapmış,milli eğitim bakanlığına gönül koymuştur.
isyanını laf söz olur diye çalıştığı köyün hiçbir dağına taşına yazamayıp,içinde derin mi derin fırtınalarla cebelleşmiştir.köye yerleşip,boş vakitlerinde lojman ve okul arasındaki taşları saymış,soba yakma konusunda master yapmış ve bol bol sisteme saydırmıştır.
kafasında sürekli CTRL+ALT+DEL yapıp görevi sonlandır,geçiş yap,yeni görev seçenekleri arasında gidip gelmiştir.fakat elinden daha da fazla bir şey gelmemiştir.taa ki ara atamalara değin...

urfa'ya kadrolu öğretmen olarak atanan A. tey tey diyerek ve elindeki mendili sallayaraktan köyü terk etmiş; urfa sınırını geçer geçmez çiçek taklidi yapan pamuk tarlasında ''dünyanın bütün çiçekleri'' adlı öğretmen şiirine klip çekercesine poz verip kendisine ''hoşgeldin'' dedirtmiştir.
bakın ne kadar mutlu bir A.G.
kendisine kadrolu yaşamında mutluluklar diliyoruz.ve tabii ki teşekkür ediyoruz katkılarından dolayı da.

12 Haziran 2010 Cumartesi

bu bir teşekkür yazısıdır ve ciddiyet içerir

uzun uzadıya I ♥ 90's diye yazmayacağım.evet yeri ayrı,apayrı,tatlı mı tatlı ama özellikle değinmek istediğim bir nokta var:
2006'dan bu yana öğretmenlik mesleğinin içerisindeyim.gün be gün deneyim kazanıyor,çocuklarla birlikte kendimi de yetiştiriyorum.donanımlı bir öğretmen olmanız oldukça önemli.mesleğe ilk başladığınız anda 1.sınıf öğrencisi gibi hissediyorsunuz.zamanla büyüyor,gelişiyorsunuz.

ben ve benim kuşağımdakiler sanırım göreve başlarken bir nebze de olsa daha şanslıydık; çünkü biz, şifreli CİNE5 playboy kuşağını gözleri kısarak izleme ekolünden geliyorduk.çünkü biz görünmeyenin ardındakileri görme yetisine sahiptik.karşımızdaki öğrencinin yalan söylediğini düşündüğümüz anda gözlerimizi kısarak ona bakmamız,şifresi kırılan öğrencinin öğretmenin gözlerinden korkması,öğretmeninin gözlerini kısmaya başladığı anda çocuğun bülbül gibi şakıması,gerçeği,yalnızca gerçeği söylemesi bu yüzdendir.




işte bu yüzden teşekkürler CİNE5.bizim böyle donanımlı bireyler olmamıza katkı sağladığın için.

5 Nisan 2010 Pazartesi

biraz da bilgilenelim

ve tabii ki hatırlamacasına;

22 Mart 2010 Pazartesi

ben bir eşeğim!

2006...mersin-tarsus'ta bir köy okulunda çalışıyordum.çocuklar o zamana değin hiç ''çocuk tiyatrosu'' izleme fırsatı bulamamışlar.bir şekilde katekulliye getirip bir oyun ayarladık.3 kişilik bir nasreddin hoca oyunu...minik kadrolu ekip geldiğinde söylenilenin aksine daha da mini mini bir haldeydiler.3 kişi olmaları gerekirken 2 kişi gelmişlerdi,karakaçan'ı canlandıran bayan oyuncu hastalığı sebebi ile katılamamıştı...

ne yapılabilir ne edilebilir diye düşünülürken nasreddin hoca'yı oynayan oyuncunun gözlerini yüzümde hissettim,sonrası zaten ''yok ben değil duygu olsun,benim karakaçan kostümü fobim var...'' allem kullem etmeler sonrası ''eğitim için gözlerimi kaparım vazifemi yaparım o zaman'' deyip giyiverdim kostümü üzerime.

ne yalan söyleyeyim pek bir keyifliydi.ekiplerine katılıp katılamayacağımı bile sordular.kpss belasını anlatarak pek mümkün görünmediğini dile getirdim.güzel bir deneyim oldu evet,üniversitede aldığım tiyatro ve drama derslerinin faydasını gördüm evet amaaaa şu final sahnesinde gülşen kişisinin ''ya tutarsa'' adlı parçasına eşlik hadisesi olmasaydı...ah o olmasaydı...

11 Mart 2010 Perşembe

çocuk gözüyle kült ablası

geçen günlerden birinde öğrencilerimden biri kıkırdayarak şu resmi tutuşturdu elime:
oysa ben onların portakala pırtıkal demelerini düzeltmek için 8 saatimi harcamıştım.çizdiğin resimde azıcık gerçeği yansıtma be çocuğum.milletin öğrencisi gibi azıcık prenses kız kostümüyle çiz,saçı başı toplu,taçlı,boncuklu çiz,elime sihirli bir değnek tutuşturup çiz,ne bileyim peri kanadı manadı çiz...

nankör zıpalar!