bos beles isler

x + y = düttt

hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2011 Cumartesi

para biriktirmeye çalışan saliha'nın trajedisi

saliha dobak
 saliha standart geliri olan, 30 yaşında bir 657'lidir.bir gün evde otururken aniden yaşıtlarının ufaktan mal mülk edinmelerini düşünüp, hırs yapmaya başlar.bir klasik olan ''benim neyim eksik?'' cümlesini kurarak oturduğu yerden fırlar.cüzdanını kaptığı gibi soluğu maaş aldığı bankanın önünde alır.ödemelerden arta kalan tüm parasını çektiği gibi de markete doğru yol alır.sosis,kola ve sırf görüntüsünü ilginç bulduğu için satın aldığı yumurta akı ayırıcısı ile birlikte kasiyerin yanına gider.ön yüzünde Atatürk,arka yüzünde Yunus Emre olan 200 TL'yi kasiyere uzatırken ''allam bol bol bozuk versin pls'' şeklinde seriye bağlar.totalde 8 TL bozukluk sahibi olan saliha koşar adım evine ulaşır.aynı hızda kumbarasına şakırdata şakırdata bozukluklarını atar.

akşam,yatmadan önce  ''acaba yarın ne alsam? 50'liği uzattığımda ne kadar bozuk para alırım?''  hesaplarıyla uykuya dalar.ertesi gün iş çıkışı planlarını uygulamaya geçirir.günler aynı plan-uygulama dahilinde geçer gider.

huzur içinde geçen 5 akşamın ardından saliha,poposundan iğnelenmişçesine bir acı hisseder.aklına ertesi gün yapacağı taksit ödemesinin parasını ayırmadığı gelir.cüzdanını açtığında yüzleştiği 20 TL gerçeği ve maaşa henüz daha 10 gün oluşu onu büyük bir paniğe iter.kumbarasından özür dileyerek avuçladığı taksit parasını bir poşete koyar.
günler artık saliha için çok daha zor geçmeye başlar.kumbaradaki parayı gün be gün tüketen saliha,üstüne üstlük maaşa 2 gün kala bir de banka avansından yemeye başlamıştır.iflas eden bir iş adamı psikolojisi yaşayan bu genç kadının aklına baba yadigarı silahla intihar etmek bile gelir.ancak baba yadigarı bir silah olmadığı için bu eylemi amacına ulaşamaz.

maaşını çektiği gün kendine her şeye yeniden başlama sözü verir.ve ölümden döndüğü o ayın izlerini silmeye and içer.

15 Haziran 2010 Salı

sır kapısı-ibretlik öykü

 
süleyman saçlı başlı,kaşlı gözlü,döşü kıllı romantik bir oğlandı.mahalleden arkadaşları okeye dördüncü olması için ''aşık süloooğ,gel la gazozuna okey oynayak'' diye seslenirlerdi.mahallenin yağız delikanlıları ''aşık süloooğ'' diyerek süleyman'ın romantikliğine ve kendilerinin bir tespit canavarı olup, onun bu yanını keşfettiklerine dikkat çekerlerdi.
süleyman çok da stil sahibi bir insandı.saçlarını uzatarak,zaman zaman sakal bırakarak,göbeği ve göğsündeki kıllara şekil vererek mahallesinde bir çok yeniliğe imza atmış bir karakterdi.bazı kesimler ise onu ''süleymean the kıl master'' olarak anardı.
ilginç zevklere de ev sahipliği yapardı o bünye.simitlere martı fırlatırdı.bir beyaz kağıtla her şey yapabilirdi; uçak örneğin,uçurtma mesela.altına koyabilirdi bir ayağı ötekinden kısa olduğu için sallanan bir masanın.
bir gün her şeyi yapabildiği beyaz kağıtları bitti süleyman'ın.bir top a4 kağıdı almak üzere çıktı yola.''bu kadar çıktım,çıkmışken simitlere de martı fırlatayım'' diyerek bir sahile vurmayı planladı.atladı minibüse.
kısa seyehatinde her şey olağan bir şekilde sürmekteydi;naciye kılıklı teyzenin arka koltuğuna oturmasına kadar.
naciye teyze yırtıcı parçalayacıgillerden bir homo sapiensti.kendi mahallesinde hatrı sayılır bir krallığı vardı.avına sinsice yanaşıp yapacağını yaptığından kimse onunla elleşmez,''naciye teyze kralsın'' diye yalakalık yaparlardı.
kızını ziyaret,damada ekşimek amacıyla yola çıkan naciye teyze süleyman'ın arka koltuğuna yaydı poposunu.her zaman olduğu gibi 10 kuruş eksik olarak uzatacaktı yol parasını.son bir kez gözden geçirdi eksik vereceği parayı ve süleyman'ı dürttü:
-kızım bir kişi uzatır mısın?
süleyman'ın başından aşağı kaynar sular döküldü adeta.su,ince bir sızıntı olarak süzülürken uzun saçlarından,süleyman döndü arkasını:
-teyze ben kız değilim !
naciye teyzeydi ama karşısındaki.bilebilir miydi ki
-aman ne bileyim ben kız mısın dul musun?
cevabını verip, vücudunda hortum etkisi yaratacağını.
gözleri dolarak apar topar indi minibüsten.saçlarını yolup bıraktı öylece esintiye.kendini parçalara ayırıp simitlere atmayı geçirdi aklından.nitekim öyle de yaptı.


işte nur cemalli okur;
birçok insanın kendi başından geçmiş gibi anlattıkları ''kız mısın, dul musun?'' hikayesinin sır kapısı aralandı.onlara anlat,anlat ki ibret alsınlar,böylesi bir hikayeden prim yapmasınlar.

13 Şubat 2010 Cumartesi

love story

sene 2002...I love Scandinavian people ve zalım boy yes nolcek! mersin ilinde ortaokula başlamışlardır.ilkokulu yeni bitiren bu şahıslar hala daha bırakamadıkları okulda beslenme yapma geleneğini devam ettirmektedirler gizli gizli.yaşıtları ''kocaman adam olduk,beslenme artık çok gayce geliyor bana'' gibi manasız bir mantık yürütürken kahramanlarımız birbirlerinden bi haber kuytuda,ıssızda beslenme yapmaktadırlar.

eylül ayının ortalarına doğru zalım boy yes nolcek! evden bir adet çay kaşığı,limon tuzu,yemek sodası,kase,pudra şekeri,meyve suyu ve kapaklı kavanoz ile çıkar.ailesi bu duruma bir mana veremese de ''çocuğun bir bildiği vardır,sosyal mosyal olacaktır belki'' diye düşünerek ses çıkarmaz.

3.dersin sonunda
zalım boy yes nolcek! ile I love Scandinavian people koşa koşa beslenme yaptıkları yere doğru koşarlar.aslında her ikisi de aynı sınıftadır,birbirlerine yakındır beslenme yaptıkları kuytuları da ama bir türlü o zamana kadar iletişim kurmamışlardır.

ancak kader ağlarını haroşe örmektedir,seri olaylar zincirine işarettir bu da.
zalım boy yes nolcek! çıkarır getirdiği malzemeleri.6 çay kaşığı limon tuzunu 3 çay kaşığı yemek sodasıyla birlikte kaseye koyar.bunları başlar çay kaşığının arkasıyla ezmeye.ezer,ezer...sonra 2 kaşık pudra şekeri ekler karışımına.kapaklı kavanoza koyar.bir bardak meyve suyuna 1 kaşık bu tozdan ekler.hazırladığı bu köpüklü içeceği içerken burnuna içeceğin köpüğü bulaşır.farketmemiştir bulaştırdığını.
-bah hele hemşerim

diye bir ses duyar.kafasını kaldırdığında
I love Scandinavian people'ın burnunu işaret ederek gülümsediğini görür.fakat I love Scandinavian people'ın da burnuna köpük bulaşmıştır.hemen zalım boy yes nolcek! de onun burnunu işaret eder ve ikisi de gülümseyerek burunlarını temizlerler.

günler,aylar,yıllar hatta 8 yıllar geçer... artık büyüyen bu çift artık bir araya gelişlerinde köpüklü içeceklerini kendileri hazırlamak yerine gidip tekel bayiinden alıyorlar.tanıştıkları zamanlardaki gibi saklambaç oynamak yerine lotr,wow falan oynuyorlar.facebookta rock riot oynayıp ''geçemez kiii geçemez kiii'' diyorlar birbirlerine.

son olarak da şunu söylemek istiyorum: o laptopları indirin kucağınızdan!!! çocuğunuz olmayacak!!!

sen ne dersin sebastian?

12 Şubat 2010 Cuma

benim de benzer bir hikayem var,anlatayım mı?


sene 1900'ler...o günlerin geçen bir gününde yolda yürürken kerry king gibin bi herife rastladım.hayalerimin erkeğini azcık ıskalamıştım.ben gaşlı olsun,gözlü olsun,saçlı olsun,çukulata tenli olsun ama çok esmer olmasın,döşü gıllı olsun triplerini yaşamaktaydım o sıralar.ama sonuçta erkekti.olsundu bir yerde.sonra ben dikildim bunun karşısına tüm gücümü toplayıp:

-ar yu çekindırılıst?

diye sordum.onun da bana karşı hisleri varmış ki:

-ne gonuşuyon kütük?!?

diye cevap verdi.yok ''kütük'' dedin,yok ''çekindırılıst'' dedin.biz bi tutuştuk mu bu adamla kavgaya...kafama kafa attı mesela.sonra özür diledi,evlendik.şimdi ikimiz de ipek saç kremi kullanıyoruz.o hala kel ama ele güne karşı uyumlu bi çiftiz biz imajı çizebiliyoruz bu sayede.

hatta geçen gün bana

-ar yu çekindırılıst? diye sordu.
-eki eki ehere mehere diye gülüp çok yavşaksın olum lan dedim.


11 Şubat 2010 Perşembe

ufo gören masum köylüler

yer: mersin
tarih: 7 şubat 2010
saat: 20.00
olay: yüzlerinden masumiyetleri okunacak kadar masum olan köylülerimizin evlerine yanlışlıkla giren yarasalar misali ufo girmesi...
malum ülkemiz hudutları içinde görülen ya da görüldüğü düşünülen ufolar ile ilgili bir çok haber yer aldı medyada.fakat medyada yer almayan,aile sırrı olarak gömülmeye mahkum edilmiş bu esrarengiz olayı burada paylaşmadan edemeyeceğim.göreni var görmeyeni var zira daha fazla içimde tutamayacağım bu hadiseyi...

mangalımızı yapmış,sindirim olaylarına yoğunlaşmıştık hepimiz.fakat et kokusunun odadan çıkması için açık bıraktığımız penceredeki ışık yumağı kamaştırdı gözlerimizi birden.ne olduğunu anlamamış bir halde gözlerimizi ovuşturuyorduk.uçan adam disko
bey'in sesi ile irkiliverdik:

-la la la laaaaaa! ufo bu laaaaaaaaaa!

sol işaret parmağı havada,suratında şebelek bir ifade ile donakalmıştı.şaka yaptığını düşündüğümden:

-hadi be ordan! kimi yiyorsun sen karpuz?

diyerek gösterdiği yere doğru baktım.fakat o da nesi!
zalım boy yes nolcek! ağzını havaya ayırmış tepesindeki o tanımlanamayan nesneyi işaret ediyor.ağzından şu kelimelerin döküldüğünü işittik:

-sbazuçkmobustro zrıldrık uk...

dili tutulmuştu.tam kulak arkası yapılan sakıncalı bilgilerden dil tutulmasını gidermek için tokat atacaktım ki şu kelimeler çıktı o tutulmak üzere olan o dilden:

-hola
objeto!Vamos a aldeanos inocentes.dañarnos!que es amigable,nadie piedra que,no voy a cualquiera violación.

ufoyu unutup zalım boy yes nolcek!'in ne yaptığını anlamaya çalışıyorduk.zumzuk abla wickedwitch bir hışımla kalkıp masaya doğru koştu.mozilla firefoxunu tıklayıp zalım boy yes nolcek! 'in ne dediklerinden bir kuple yazdı arama motoruna...ispanyolca...ispanyolca konuşuyordu.zumzuk abla wickedwitch :

-
ben de bir şey var sanmıştım.ne de olsa dünya dili,içinden gelmiş konuşmuş dünya güzeli.biz şu ufo şeysini bi daşlasak,ne bileyim zumzuklasak falan...

deyince tekrardan ufo hadisesine yoğunlaştık.her birey tanımsız nesneye fırlatacak bir tanımlı nesne ararken odanın içinde

-alaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaahhhhhhhhhhhhhhh

diye bağırarak zıplayan
uçan adam disko'yu gördük birden.bu tuttuğu gibi ufoyu tepesine bi geçirdi çotank diye.ufo düştü mü yere...bildiğin tencere kapağı yuvarlanması sesini duyduk.ufo yerde tıngır mıngır takılırken uçan adam disko bu abimizi eline alıp objektifimize gururlu galibiyetini belgelercesine poz verdi.

-fuck you mother fucker! go to hell! you are no longer defined. metal kase lan bu

tarzında demeçler verdi.
sonra biz de aldık bunu,7 göbektir sürdürdüğümüz gökcisimleri odamıza koyduk; toruna torbaya hava atarız diye.

-fin-

yazarın alakasız dipçik notçuğu: ufo'dan high flyer falan dinleyin slowly slowly...