bos beles isler

x + y = düttt

24 Aralık 2010 Cuma

bir şey rica edebilir miyim sevgili bloggerlar?

çocuk olmak acayip bir şey.
Atatürk'ün dayısının yanında kaldığı dönemlerde tarlada kovaladığı hayvanı soruyorsun bir bulmaca etkinliğinde;
-hmmm neydi? heh buldum PENGUEN!

cevabı geliyor büyük bir ciddiyetle.öğretmeninin cinnet geçirme ihtimali umrunda bile değil.var mı böyle bir krallık? mis! çok temiz iş çocuk olmak!


çok temiz iş de...kimi okullar hala yardıma muhtaç bir biçimde eğitim-öğretimi sürdürmeye devam ediyor.hani ben diyorum ki şu favori canım okulum hadisesine siz de bir el atsanız.ne bileyim bloglarınızda,facebook iletilerinizde 1 seferliğine mahsus yer verseniz...

okul listesinden mardin ilini seçip,makbule demir ilköğretim okulu için 1 oy kullansanız...ihtiyaçları olan 1 adet dizüstü bilgisayar için 1173 oya daha ihtiyaçları var.bir ihtiyacın giderilmesine bir tıkla katkıda bulunmuş olsanız.o çocuklar dinlediklerinin görsellerine de ulaşma fırsatı bulabilseler.

ne bileyim izledikleri Atatürk belgeselinden sonra kovaladığı hayvanın PENGUEN değil de KARGA olduğunu hatırlayabilseler...

yapar mısınız ki bunu?

21 Aralık 2010 Salı

iskoç görmüş masum gökhan

gökhan, lise dönemlerimizde pek bal,pek tatlı,sert görünümünün altında masum bir kedi ile bir iskoç besleyen süpersonik bir arkadaşımızdı.müzik bilgilerinden feyz aldığımız,daha sonra yaptığı kariyer ile gururlandığımız,gırtlağına kurban finlandiya gurbetçimizdir.

lise dönemleri dedim...izmit...o dönemler acısu parkı buluşma,dinlenme,paylaşma mekanı...kendimizi evimizde hissettiğimiz tek yer.ağzımızı ayırarak yeni gruplar keşfettiğimiz,yaşımızın konser girişlerine yeteceği günleri kulağımızda walkman kulaklıkları ile dinlediğimiz müzikler fonunda hayal ettiğimiz zamanlar.underground grupların istanbul'dan kasetlerinin sipariş edildiği dönemler.

gökhan'ın o dönem iskoç hayranlığı tavan yapmış durumda.arada hafta sonları gittiği istanbul'dan aldığı iskoç eteğini giyememekten dert yanmakta.bir sonraki istanbul seferinde eteği mutlaka giyeceğinin kararlılığını göstermekte yaptığı konuşmada.nasıl gaz!

bir sonraki hafta sonu gitti gökhan.iskoç eteği sırt çantasında.hayatının en büyük rahatlamasını yaşayacak o eteği giydiğinde.hepimiz biliyoruz.merak kurtları içimizi kemirmekte.

gitti...döndü...buluştuk hep birlikte yine...gökhan'ın gururlu ama mağrur hikayesini dinleyip yerlerde yuvarlandığımızı hatırlıyorum en son.10 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen diyaloğu net olarak hatırlayıp aynı yerlere yatma performansını da hala gösterebiliyorum.belirtmeden edemedim.

gökhan istanbul'a ayak basar.arkadaş evinde yemek,sohbet sonrası malum eteği giyer ve kendini taksim'de bir bara atar.hazzın doruklarında attığı adımlar bir annda barda oturan iskoç etekli iskoçu görmesi ile oraya çakılmasını sağlar.haz; adını koyamadığı,nasıl bir duygu olduğunu tanımlayamadığı bir forma bürünür.


nefes alış-verişleri de farklı bir formdayken kendisini iskoç abinin yan taburesinde bulur.ortadan hallice ingilizcesi ile bir selam çaktıktan sonra adamın dikkatini kendi üzerine çeker ve her ikisinin gözlerindeki ışıltı büyük patlamaya yol açar.süper koyu bir muhabbet.gökhan ve iskoç arkadaşı kurdukları cennetlerinin prensleri.adam el işareti ile gökhan ve kendine bira alıp koyu muhabbetlerine devam etmekte.

iskoçya'nın iklimi,bitki örtüsünden,kültür,sanata geniiiiş bir yelpazede süren 1,5 saatlik muhabbetlerine gökhan'ın bira ısmarlama isteği ile birkaç dakika ara verilir.

-abi 2 bira daha gönder

''nası lan?'' efekti !

donmuş bakışlar,2 dk'lık bir sessizlik.

-türkmüşsün hacı ?!?
-e sen de öyle ?!?
-kötü oldum ben.
-e ben de öyle.
sonrası son bira eşliğinde temposu düşük muhabbet.''istanbul'a tekrar gelirsen görüşelim'' , ''tamam hacı görüşelim'' ler.
görüşmediler.bence bir araya gelmelilerdi tekrar,ama yapmadılar bildiğim kadarıyla.onlara göre çok hazindi fakat benim bunca zamandır aklıma geldikçe...
 
hey allahım ya zıhzıhzıh..
                                     

17 Aralık 2010 Cuma

''ders kitaplarındaki metinler realist yaklaşımlar içermeli'' çabalarımız nereye gidiyor?

ilköğretim ders kitaplarındaki metinleri işledikçe cinlerim tepeme fırlıyor okurcan.pembiş pembiş metinler,pürüzsüz,süper bir dünyada yaşıyormuşuz izlenimleri...
hiç olmadı kılavuz kitapları öğretmenlere dağıtırken bari yanında pembe gözlük eşantiyonu verin,azıcık masraftan kaçınmayın be üstadım.var olmayan ve asla var olmayacak bir dünyanın bu derece ballandırılarak anlatılması o minicik tavşanların daha küçücükken yalanlara inanmasına neden olmuyor mu?
akılları azıcık daha erdiğinde böyle bir dünyanın var olmadığını gördüklerinde nefretle anmayacaklar mı öğretmenlerini? erişilmezsiniz ya rahatsınız,kimse hesap soramıyor sonuçta sizden!!!

böyle olmalı işte.GERÇEKÇİ!
somut örnek vereyim hemen:
                                                                          ***
hayat bilgisi dersi metni: demokrasi ve adalet

mehmet'in en büyük hayali sınıf başkanı olmaktı.her yıl olduğu gibi bu yıl da sınıf başkanı ve yardımcısı,sınıfta öğrencilerin vereceği oylarla belirlenecekti.

öğretmen başkanlık seçiminden önce bu yıl kimlerin aday olmak istediğini sordu.başkan adaylarının birer seçim konuşması yapmasını istedi.

mehmet diğer aday arkadaşlarının konuşmalarını saygıyla dinledi.konuşma sırası kendisine geldiğinde  başkan seçilirse sınıfı için neler yapacağını anlattı.

en çok oy alan aslı sınıf başkanı,tuna ise başkan yardımcısı oldu.mehmet çok az bir oy farkıyla seçimi kazanamamıştı.
 
mehmet üzülmüştü ama sınıf arkadaşlarının seçimine saygı duydu.aslı ve tuna'yı tebrik etti.mehmet umudunu kaybetmedi.bir dahaki seçimlerde şansını denemeye karar verdi.
                                                                                ***
çocuğa bunun canlandırmasını yaptırabilirsin evet.ama böyle biri olmasını bekleyemezsin.yok öyle bir şey.böyle cinnet geçirten onlarca metin...
sonra insan şöyle yamalar yapıyor kendince,delirmişsin ya artık,masal dünyası olmadığını haykıracaksın ya,dünyanın çok daha acayip ve saldırgan bir tutumu olduğunu göstereceksin ya:


........
en çok oy alan aslı sınıf başkanı,tuna ise başkan yardımcısı oldu.mehmet çok az bir oy farkıyla seçimi kazanamamıştı.bunun üzerine mehmet babasının ruhsatlı silahını çantasından çıkardı.aslı'ya,tuna'ya sıktıktan sonra,öğretmenine senin de ...  goyyim diyerek kalan mermileri ona boşalttı.mehmet amanın mor goyun meeeler geeeelir şarkısını söyleyerek kendisini okul çatısından aşağı fırlattı.bunu görenler bi acayip şaşkınlık yaşadılar.gözleri falan büyüdü o derece.sonuçta herkes ölümü tadacaktır fani dünyada.
.......

yahut uçan adam disko'nun metni gibi

Ali'nin kız kardeşi Ayşe'ye aşık olan Mehmet, sınıfta matematik derslerinde gözünü Ayşe'den alamamaktadır. Bir gün bunu farkeden Ayşe, Mehmet'in yanına gelerek aslında onun da Mehmet'e karşı boş olmadığını, ama bazı şeylerden korktuğu için yanına yaklaşmaktan kaçındığını söyler. Bu durumu öğrenen Mehmet çok sevinçlidir ve okuldan çıkar çıkmaz Ayşe'yle birlikte bir şeyler yapmak ister...
 
 Soluk soluğa Ayşe'nin yanına gelir ve "Eğer istersen bugün bir şeyler yapabiliriz" der Ayşe'ye. Ayşe de peki diyerek Mehmet'le birlikte yola devam ederler. Mehmet ergenliğinin sebep olduğu dürtüler sonucu Ayşe'yi ilk tenhada sıkıştırır ve asıl niyetinin Ayşe'ye sahip olmak olduğunu, ergenliğinin başlangıcından beri onu deli gibi arzuladığını haykırır Ayşe'ye.


Bunu duyan Ayşe paniğe kapılır ve Ana avrat sövmeye başlar Mehmet'e, hem bağırıp yardım ister, hem de küfreder. Çığlıkları duyan Ayşe'nin abisi Ali ve kahvede birlikte barbut oynadığı arkadaşları ilk gördükleri masadan okey ıstakalarını kaptıkları gibi olay mahalline koşarlar. Mehmet'in Ayşe'ye kötü şeyler yapmaya çalıştığını gören Ali ve arkadaşları, Ayşe'yi Mehmet'in elinden kurtarır ve Mehmet'i ters çevirip okey ıstakalarını Bir bir Mehmet'in malum yerine sokarlar. Acı içinde kıvranan Mehmet, Ali'nin arkadaşlarını ayartır ve Ali'yi onlara dövdürtür ardından da Ayşe'ye birlikte sahip olmaları için arkadaşlarını ikna eder. Abisinin kanlar içinde dayak yediğini gören Ayşe ilk taşı alır ve rastgele birinin kafasına fırlatır. Şans eseri kimsenin kafasına gelmeyen taş alzheimer hastası Fırat amcanın camını kırar. Kırılan Camı gören Fırat amca, beylik tüfeğini aldığı gibi dışarı fırlar. Çocukların alayına kız erkek farketmeden yağdırır.3 saçmanın sağ elmacık kemiğine isabet eden Ayşe kanlar içinde yere yığılır. Diğer çocukların zaten hepsinin kafasına isabet eden kurşunlar nedeniyle donları aşağıda bedenleri oracığa yığılır kalır. Mehmet son bir gayretle kıçından kanlar aka aka Ali'nin bedenini kendine siper eder..
 
Şans eseri oradan canlı kurtulan Mehmet 155 polis imdat'ı arar
 
 Ana Fikir : Acil durumlarda polisi aramayı unutmayın

dünya; kız kardeşi ile kocasını aynı yatakta yakalayan,para pul hırsı yüzünden gözünü karartıp anne babalarını öldüren,evlatlarını reddeden,dostlarını olmaz zamanlarda satabilen,koltuk sevdalısı,hırsız,sapık,katil,çocuklarını satan,sokakta yaşamaya,açlıkla,soğukla,hastalıkla başa çıkmaya çalışan vs vs vs insanların yaşadığı bir yer.
dünya içinde insanın insan gibi yaşamadığı,insanın çirkefleşmesiyle orantılı çirkefleşen bir yer.başkanlığı kaybedenlerin birbirini tebrik etmediği -yahut zoraki tebrik ettiği-akabinde ayağını kaydırma çalışmalarına başladığı bir yer.kimse kimseyi kandırmasın,kimse kimseyi,hele hele çocukları umutlandırmasın!!!

7 Kasım 2010 Pazar

hassasın oldum senin!

ismini bilmiyorum.ortalama selamilik bir tipe sahip.mahallemizin terimler sözlüğü olma yolunda sağlam adımlar atan insan.kaş,göz,bıyık kombinasyonu sağlam,süpersonik çantacı...

çanta çeşitlerini gösterirken çeşidin fazlalığına dikkat çekmek için popodan terim uydurmak konusunda üstad bir kişilik o!

''bak burda kare,dikdörtgen gibi olanlar var,şurda yuvarlak,ovallak olanlar var,şurda ovallaklar var,burda ...''

ovallak 1,ovallak 2,ovallak 3.......ovallak 128.çıkırt...
eve girer girmez açtım bilgisayarı.büyük bir dikkatle çalışmaya başladım.her türlü matematik formülünü kullanarak ''ovallak''ı buldum.meğer ne alim,ne ordinaryus bir zatmış kendisi.yarın ilk iş gidip türk liralarına fotosunun basılması için yalvaracağım.

15 Ekim 2010 Cuma

şikayet mektubu

sizi kandırıyorum.bu yüzden çok utanıyorum der gibi.çotaküte
sayın hanım kız;
''beyaz şapka ördüm,övgü bekliyorum'' diyerekten kendini fotoğraflattığını görüyorum.seni arsızlığından arınmaya davet ediyorum.bize şapka diye yutturmaya çalıştığın hedenin esasında imam takkesi olduğunu biliyorum.senin de bildiğin aşikar.içinde az da olsa ar damarı barındırıyorsun ki yutturmaya çalıştığın şeyden ötürü bir miktar utanç duyup yüzünü kapatmaya tenezzül etmişsin.seni bir daha örgü paylaşım sitelerinde bu denli kandırma çabası içerisinde görürsem sibirya'ya kadar kovalar,etini dişini çatlatırım.
akıllı ol!

13 Ekim 2010 Çarşamba

sizin için denedik ama başaramadık macera no:7


bilenler bilir eskişehirli black metal grubu episode 13'ü ve efsane olmuş pozlarını.
la havle ve la kuvvete adlı çalışma

şimdi bu pozla ilgili her türlü geyik çevrildi zaten.yağmur duasından,istikbal göklerdedire,tanrıyı gökyüzünde arama zira o senin içindeye kadar türlü türlü yorum yapıldı.uzatacak değilim.

vaziyet şudur:
bu episode 13 arkadaşlarımızın kafasını yaşayabilmek ve onlar kadar meşhur olabilmek adına verdiğimiz çaba,eskişehir topraklarına ayak basar basmaz meyvesini verdi.eskişehir'e gitmek gerekiyormuş bunun için evet,aynı havayı solumak...
gerçi bizim meyvemiz episode 13 elemanlarınınkinin yanında biraz ham kalıyor ama kopmuş bulundu artık dalından yapacak bir şey yok.
ılımlı metal
green metal

12 Ekim 2010 Salı

ayla t.'nin akıbeti

sizin için araştırdık,bulduk,buluşturduk sevgili okurcan.görüldüğü üzere minik ayla t. , keloğlan sakızlarının fantezi kurbanı olup,feci gazlara gelerek itfaiye haftasını kendi imkanları ölçüsünde verilen yönergeye bağlı kalarak kutlamaya çalışmıştır.gazeteye haber edilişinden sonra kimse onun 7 yaşında minnak bir yavru olduğunu göz önünde bulundurmamış; ana babalar çocuklarıyla iletişim kurmasını engellemiş,babasından kızılcık zopasıyla dayak yemiş,bir daha sakızın s'sini ağzına sürmesine izin verilmemiştir.

ayla t. ilkokul sıralarında tüm keloğlan kitaplarını hatmetmiş,kinine kin ekleyerek yıllarını geçirmiştir.nerde bir kel görse kafasına bir şaplak atıp kaçmıştır.evindeki en değerli hazinesi keloğlanın alnını ortalayan dart olan ayla t. üniversiteden mezun olur olmaz intikam çanlarını çalmaya başlamıştır.

keloğlan sakızlarına yaptığı iş başvurusu kabul edilen ayla,başladığı tarihten kısa bir süre sonra iş ortamında çalışkanlığı ile nam salmış,üst düzey yöneticilerin ve tüm çalışma arkadaşlarının takdirini,sevgisini ve güvenini kazanmıştır.3. yılının sonunda artık sabrettiği zamanların karşılığını almak için yıllarca planladığı,hayalini kurduğu şeyleri tek tek hayata geçirmeye başlamıştır.

önce bu olayı gerçekleştirdiği tarihten itibaren kendisini beslenme ortamlarına meze eden dombili ilkokul arkadaşlarının adreslerini tespit etmiş,kaç adeti evli,mutlu,çocuklu belirlemiştir.yaşadıkları sokaklara kadar inmiş,bakkal rıza,bakkal orhan gibi ajanlar atamıştır.anneler gününde,babalar gününde gizlice matbaaya sızmış,sakızların içinden çıkan kağıtlara ''bugün anneler günü,hadi ananın kafasına terlik fırlat'' , ''bugün babalar günü,hadi ceplerindeki paraları al'' gibi günün anlam ve önemini belirten yazılar yazmış; bu özel cikletlerin de o seçilmiş çocukların ellerine geçmesini sağlamıştır.

anneler gününde tek tek bu evlerin kapılarını dinlemiş,toplamda 32 zevk sigarası içmiştir.babalar gününde babasının zarar ettiği yaşta olan insanlara açtıkları tazminat kadar zarar ettirmiştir.son olarak keloğlan sakızlarını ateşe veren ayla t., en son ilkokulda kendisine ilgi duyan,olaydan sonra kendisinden soğuyan ve bir daha göz göze gelemediği dombili necatinin evine nanik yaparak kaçarken görülmüştür.

10 Ekim 2010 Pazar

öğretmenleri inceleyelim-1





A.G. milli eğitim bakanlığınca hatay'ın belen ilçesine sözleşmeli öğretmen olarak atanmıştır.kıl payı kadroyu kaçıran A. bu durumu kendisine fazlaca sıkıntı yapmış,milli eğitim bakanlığına gönül koymuştur.
isyanını laf söz olur diye çalıştığı köyün hiçbir dağına taşına yazamayıp,içinde derin mi derin fırtınalarla cebelleşmiştir.köye yerleşip,boş vakitlerinde lojman ve okul arasındaki taşları saymış,soba yakma konusunda master yapmış ve bol bol sisteme saydırmıştır.
kafasında sürekli CTRL+ALT+DEL yapıp görevi sonlandır,geçiş yap,yeni görev seçenekleri arasında gidip gelmiştir.fakat elinden daha da fazla bir şey gelmemiştir.taa ki ara atamalara değin...

urfa'ya kadrolu öğretmen olarak atanan A. tey tey diyerek ve elindeki mendili sallayaraktan köyü terk etmiş; urfa sınırını geçer geçmez çiçek taklidi yapan pamuk tarlasında ''dünyanın bütün çiçekleri'' adlı öğretmen şiirine klip çekercesine poz verip kendisine ''hoşgeldin'' dedirtmiştir.
bakın ne kadar mutlu bir A.G.
kendisine kadrolu yaşamında mutluluklar diliyoruz.ve tabii ki teşekkür ediyoruz katkılarından dolayı da.

9 Ekim 2010 Cumartesi

ne umdum ne buldum?

esasında size bir zamanların grup destan'ından ne derece tırstığımdan,cilveloy nanayda şarkısının bünyemde nasıl tepkiler yarattığından bahsedecektim uzun uzun.
tam kafamda tasarlamışken tüm cümlelerimi,bu cümlelere bir görsel icap ediyor dedim.olmaz ama ya hatırlayamayan olursa grup destan'ı diye.neyse.
muhterem google amcaya danışırız ya hani; öyle de yaptım.fakat bana sunduğu görsellerden biri cilveloy nanayda fobimi dalgaların kuma yazılmış yazıyı silişi gibi sildi geçti.
dostum grup destan demişsin ama bu maho ağa ve avratları çıktı!
fobimi bir anda yerle yeksan ettiği için google'a ''bre google sen nelere kadirsin be yav?'' dedim.

verdiği cevaba istinaden koşarak uzaklaştım...

7 Ekim 2010 Perşembe

7 fark

soran olursa diye söylüyorum:
''boş zamanlarımızda su kaplumbağasıcılık oynuyoruz.yes nolcek?''

28 Eylül 2010 Salı

sizin için denedik ama başaramadık macera no:6


savaş ay izlememeliydik kanımca.duvarlar böylesine renk değiştirmezdi o vakit.
sitemim sanadır savaş ay! o varillerde yanan ateş etrafında ısınaraktan program yapmayacaktın.
soba cennetini terkederken arkamdan sövdürmeyecektin!

27 Eylül 2010 Pazartesi

rüyam hayrolsun,van minüt ve lem yület


gördüğüm rüyaları pek hatırlamam.rüya görmediğimi düşünürüm bu yüzden.
ama bu defakini hatırlıyorum. başkaydı...bambaşkaydı...
tuhaftı...
kapı komşum müjde ar.bir kovboyla evli.okul çıkışında yolumu gözlüyor,eve girmeden yakalıyor beni.eve davet ediyor.evliymişim.eşimin bir iki saate geleceğini bahane ederek evime girmeye çalışıyorum.ı ııh,yemiyor.kolumdan çekip içeriye sokuyor beni.çekiştire çekiştire salona götürüyor.''otur anlatmam lazım'' diyor.
oturuyorum.
-kocamın kovboyluktan vazgeçmesi lazım.batman'da insanlar arkamızdan konuşuyorlar,korkuyorum.ayrıca beni de ata binmeye zorluyor.artık bahanelerim de kalmadı.sürekli kavga ediyoruz.
anlatıyor da anlatıyor.
yorum yapmadan dinliyorum.saate bakıyorum bi ara.''geç olmuş,kalkayım ben'' diyorum.
-ee,bir şey söylemeyecek misin? bi akıl ver.
diyor.
-müjde ata bin.
diyorum.eski okuma fişleri gibi...''müjde ata bin''

25 Eylül 2010 Cumartesi

bugün ne giydim? -ilk ve son,yakaladın yakaladın ona göre-


 
huni: mango
bıyık+sakal: gucci
vintage vampir dişi: bahattin bakkal
saç: allah vergisi

güzel olmuşsun deee,güzel olmuşsun deee,çok yakışmış,acayip yakışmış
deee...
dişini çatlatırım bak! etini kırarım!kime diyorum?





20 Eylül 2010 Pazartesi

bir günah gibi gizledim seni


kim bu kıvırcık ali sevdasını Dark-Ambient-Black Metal-Folk-Progressive-Doom klasöründe gizlemeye çalışan?
karmanoik çormanik bir klasör yapayım; kıvırcığım alim de arada kaynak olur gider diye mi düşündün?
yanıldın dostum! sobe!
I love Scandinavian people? ucan adam disko? zalim boy yes nolcek? yoksa sen misin zumzuk abla wickedwitch?
itiraf edin vallahi gülmeyeceğim.

19 Eylül 2010 Pazar

bir fotoğraf karesinde yancı olabilme başarısı...bölüm no:2


 daha önceleri bir bölüm hazırlayıp incelemiştik yancıları.bitecek yerde mantar gibi çoğalan bu tipler,sınırsız kategori seçeneği ile yeniden hizmetinizde.


FOTOĞRAFIN ÖNCÜLERİNE YANCI MUAMELESİ YAPAN YANCILAR: bildiğin yüzsüzün önde gidenidir bu tipler.çizdikleri imaj ''fotoğrafın özneleri bizken,öndekiler maydonoz oldular'' dır.sağdan,soldan,arkadan sinsi sinsi öyle pozlar verirler ki ''eneee hakkaten de bu öndekiler ne meraklıymış fotoğraf çekilmeye'' dedirttirirler.güvenmeyin böylesi insanlara.her türlü çalımı atarlar,tepetaklak oluverirsiniz mazallah!
 

BU FOTOĞRAFIN STARI BEN OLMALIYIM YANCISI: hakkından gelebileceğiniz bir formül ne yazık ki yok bunlar için.usturuplu bir şekilde otururken makinayı gördüğü anda birden canavar kesiliveren bu tipimiz fotoğrafın en net karakteri olmayı başaracaktır her seferinde.ama bir yerde avantajınız da yok değil hani; zoomlayıp zoomlayıp orasıyla burasıyla dalga geçerseniz belki bir nebze olsun sindirebilirsiniz bu yaratığı.

PERSPEKTİF ANLAYIŞI OLMAYANLAR BENİ GRUPTAN SANABİLİR YANCISI: en masum,en temiz model.hatta en asil duyguların insanı.o bir boğazınızdaki düğüm,yutkunmanıza mani olan.ortalığı sessizliğe boğup,yüreğinizi hüzünden hüzünde koşturan.kalabalığın içindeki yalnızlığını haykıran ama kimse tarafından farkedilmeyen...
o,o ühühühhüü...
fotoğrafın çekildiği andan sonra farkederseniz onun gibilerini,alın aranıza bir tane fotoğraf da onunla çekilin.yıllar sonra farkettiğinizde daha rahat yutkunabilesiniz diye.

    ...
siz de yancı fotolarını abigibiabla@gmail.com adresine yollayın,yancı türlerini birlikte inceleyelim.insan içine çıkartmayalım azizim bunları.hepimiz kendi kapımızın önünü temizlersek bik bik vik vik ....hadi bakalım sahne sırası sizde !

                                 

18 Eylül 2010 Cumartesi

inşaat işçimizle kapışacak eleman aranıyor

gizli çekim
görenlerin,duyanların dikkatine !repertuar açısından fotoda görmüş olduğunuz inşaatta görev alan işçi ile kapışacak inşaat işçisi aranıyor.yalnız efendim kapışma koşulları şu şekilde olacaktır:
*aşağıdaki şarkıları yanlarında belirtilen saatlerde söyleyebilme.
*nakarat kısımlarında inşaatın yanındaki kahvede oturan metin abi'ye ''metin abi sende'' deyip nakaratı şutlama.
*metin abi'ye en uzun süre nakaratı söyletebilme ( ki abi çok objektif bir insan olduğu için kapışmadaki hiç bir işçiyi kayırmayacaktır.)

 repertuar:
1-reyhani* müziği a capella (07:30)
2-yar yanına geleceğim (yıldız tilbe) (07:45)
3-sarhoş (ibrahim tatlıses) (08:00)
4-kibir (nihat doğan-hande yener cover) (08:15)
5-kim bu gözlerindeki yabancı? (08:30)
 
*yarışma 7:30'da başlayıp 09:00'a kadar devam ettirilecektir.yarışma birincisi metin abi ve uyandırılan insan sayısı baz alınarak belirlenecektir.
*yarışma birincisi ''üstad'' sıfatını alarak erol büyükburç' a sahne performanslarında back vokal yapacaktır.

ilginize...

7 Ağustos 2010 Cumartesi

tikkat


bir süredir blog hadisesini fena aksattığımın farkındayım.en kısa zamanda enfes tatil notlarımla karşınızda olacağıma yemin İÇERİM.böyle notların başlarına ''madde işaretleri'' bile koyacağım.valla bak.
öpenzi

22 Haziran 2010 Salı

boru değil teknik!

yalçın çakır ve über yetenekli,teknik üstadı ekibine sevgilerimizi,saygılarımızı sunuyor ve bizim de kayıp vakamızı incelemek üzere kendilerine yolluyoruz.teknik ekibini pek yormak istemediğimizden salonda pinekleyen teknik ekibimizi devreye soktuk ve yaşlandırma tekniğini kendimizce yorumladık.
lütfen yalçın abi,kayıp müneccimimizi bul ve bize de mutlulukların en güzelini bahşet.

15 Haziran 2010 Salı

sır kapısı-ibretlik öykü

 
süleyman saçlı başlı,kaşlı gözlü,döşü kıllı romantik bir oğlandı.mahalleden arkadaşları okeye dördüncü olması için ''aşık süloooğ,gel la gazozuna okey oynayak'' diye seslenirlerdi.mahallenin yağız delikanlıları ''aşık süloooğ'' diyerek süleyman'ın romantikliğine ve kendilerinin bir tespit canavarı olup, onun bu yanını keşfettiklerine dikkat çekerlerdi.
süleyman çok da stil sahibi bir insandı.saçlarını uzatarak,zaman zaman sakal bırakarak,göbeği ve göğsündeki kıllara şekil vererek mahallesinde bir çok yeniliğe imza atmış bir karakterdi.bazı kesimler ise onu ''süleymean the kıl master'' olarak anardı.
ilginç zevklere de ev sahipliği yapardı o bünye.simitlere martı fırlatırdı.bir beyaz kağıtla her şey yapabilirdi; uçak örneğin,uçurtma mesela.altına koyabilirdi bir ayağı ötekinden kısa olduğu için sallanan bir masanın.
bir gün her şeyi yapabildiği beyaz kağıtları bitti süleyman'ın.bir top a4 kağıdı almak üzere çıktı yola.''bu kadar çıktım,çıkmışken simitlere de martı fırlatayım'' diyerek bir sahile vurmayı planladı.atladı minibüse.
kısa seyehatinde her şey olağan bir şekilde sürmekteydi;naciye kılıklı teyzenin arka koltuğuna oturmasına kadar.
naciye teyze yırtıcı parçalayacıgillerden bir homo sapiensti.kendi mahallesinde hatrı sayılır bir krallığı vardı.avına sinsice yanaşıp yapacağını yaptığından kimse onunla elleşmez,''naciye teyze kralsın'' diye yalakalık yaparlardı.
kızını ziyaret,damada ekşimek amacıyla yola çıkan naciye teyze süleyman'ın arka koltuğuna yaydı poposunu.her zaman olduğu gibi 10 kuruş eksik olarak uzatacaktı yol parasını.son bir kez gözden geçirdi eksik vereceği parayı ve süleyman'ı dürttü:
-kızım bir kişi uzatır mısın?
süleyman'ın başından aşağı kaynar sular döküldü adeta.su,ince bir sızıntı olarak süzülürken uzun saçlarından,süleyman döndü arkasını:
-teyze ben kız değilim !
naciye teyzeydi ama karşısındaki.bilebilir miydi ki
-aman ne bileyim ben kız mısın dul musun?
cevabını verip, vücudunda hortum etkisi yaratacağını.
gözleri dolarak apar topar indi minibüsten.saçlarını yolup bıraktı öylece esintiye.kendini parçalara ayırıp simitlere atmayı geçirdi aklından.nitekim öyle de yaptı.


işte nur cemalli okur;
birçok insanın kendi başından geçmiş gibi anlattıkları ''kız mısın, dul musun?'' hikayesinin sır kapısı aralandı.onlara anlat,anlat ki ibret alsınlar,böylesi bir hikayeden prim yapmasınlar.

14 Haziran 2010 Pazartesi

yeti kırması olmak ya da olmamak

işte tüm mesele bu !

12 Haziran 2010 Cumartesi

bu bir teşekkür yazısıdır ve ciddiyet içerir

uzun uzadıya I ♥ 90's diye yazmayacağım.evet yeri ayrı,apayrı,tatlı mı tatlı ama özellikle değinmek istediğim bir nokta var:
2006'dan bu yana öğretmenlik mesleğinin içerisindeyim.gün be gün deneyim kazanıyor,çocuklarla birlikte kendimi de yetiştiriyorum.donanımlı bir öğretmen olmanız oldukça önemli.mesleğe ilk başladığınız anda 1.sınıf öğrencisi gibi hissediyorsunuz.zamanla büyüyor,gelişiyorsunuz.

ben ve benim kuşağımdakiler sanırım göreve başlarken bir nebze de olsa daha şanslıydık; çünkü biz, şifreli CİNE5 playboy kuşağını gözleri kısarak izleme ekolünden geliyorduk.çünkü biz görünmeyenin ardındakileri görme yetisine sahiptik.karşımızdaki öğrencinin yalan söylediğini düşündüğümüz anda gözlerimizi kısarak ona bakmamız,şifresi kırılan öğrencinin öğretmenin gözlerinden korkması,öğretmeninin gözlerini kısmaya başladığı anda çocuğun bülbül gibi şakıması,gerçeği,yalnızca gerçeği söylemesi bu yüzdendir.




işte bu yüzden teşekkürler CİNE5.bizim böyle donanımlı bireyler olmamıza katkı sağladığın için.

11 Haziran 2010 Cuma

şeytan'ın en sevdiği şey kibir miydi?



hayır azizim hayır! yıllar yılı kandırıldık durduk ''kibir şeytan'ın sevdiceğidir'' diye.yaptığım deneyler ve gözlemler sonrası bu kanıyı yıkmaya geldim.
ve açıklıyorum: şeytan'ın en sevdiği şey UZAKTAN KUMANDAdır.
lanet olasıca kumandayı sehpaya yahut koltuğa bıraktığınızdan öylesine emin olsanız da,o kumandanın tv.nin olmadığı odalardan,ayakkabılığın rafından çıkmasının tek açıklaması ev arkadaşınız şeytan'dır.toplu yaşadığınız mekanlarda kumanda kayboluşlarından yaşam alanınızı paylaştığınız bireyleri sorumlu tutup,gerginlik yaratmayın,kalp kırmayın üstadım.
onun yerine ''şeytaaaaan aldıııııı götürdüüüüüüüü,satamadaaaaan getirdiiiiiiiii'' diye melodik bir şeyler söyleyin,hoşuna gidiyor elemanın,bırakıp kaçıyor bir kıyıya köşeye.alakasız yerlerden başlayın o yüzden aramaya.
 
hem ne demiş izzet yıldızhan: ''fransızlar amma kültürlü ufacık çocukları bile fransızca konuşuyor.''
ya yaaa.bilinçli olmak lazım!

8 Haziran 2010 Salı

artiz ne arar la bazarda amca hakkında bilinmeyen gerçek!

malum üstteki amcayı artık tanımayan insan kalmadı.ancak bu haksız popülerliği her geçen gün beni rahatsız etmekte.zira bunu hak eden orijinali alttaki kişidir;uçan adam disko'dur.
   
taklitlerinden sakınınız,amcayı kınayınız !

anketörlük serüvenimden kısa notlar


malum yaklaşık 1 aydır köşede oylanmayı bekleyen anket kapandı.dönüt almak için yapılmış gibi gözükse de aslında bu anketin asıl amacı okur kritiği yapmaktı.sinsilik diz boyu azizim.

şimdi tek tek şıklara göz atıp,okur türünü belirleyelim:



tema ve postlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
tema umrumda değil,yazılar eğlenceli,çıkışta kopmaya gidelim mi? 8 (38%)
* HEDONİST OKUR: ''zevk veren her şey caizdir.yazıları okurken eğlendim mi bitti.yarın öbür gün yazardan küveti sütle doldurmasını da isterim oh mis.'' 

çok kralsınız hacım,hayat size güzel vallahi.sevdiğimsin.
temanın karanlığı ile yazıların laylaylomluğunun altında bir ironi yoksa ben ne olayım! 4 (19%)
*SEPTİK OKUR: ''yumurta mı tavuktan,tavuk mu yumurtadan çıktı?var bunda bir iş!kıllanıyoum,kıllanıyorum.tema karanlık yazılar herelem terelem.bir yanı kalk gidelim,öbür yanı bok yeme otur diyor.var bir iş! var bir iş! ''


sherlock'um holmes'um canım.yok öyle bir durum üstadım.koy büyütecini şöyle yamacına,yaslan arkana arkana.sırtını da yastıkla besledin mi senden güzeli olmayacak.emin ol.
tema içimi kapatıyor,yazılar da ne öyle? 3 (14%)
*BURNU KIVRIK OKUR: ''bu ne be karadelik gibi,yazılar da neyin nesi,şu perdeleri de açın biraz ööfff ! posta bakayım; öeeeh onebenassı ! daha da gelmem bu bloğa,o kadar! google arat: iç açıcı hijyenik,ferah bloglar. ah ne güzeeel,burası adeta evimmiş benim.''

boksör burunlum,kıkırdağını yediğim.bi spa masajı yapsam yaranabilir miyim ki sana? efendim?
allah akıl fikir versin. 3 (14%)
*seni kategorize etmeye yüreğim dayanmaz.en sevdiğimsin.dualarını eksik etme yanımdan yöremden.diğerleri de feyz alsın senden.
tema da yazılar da iyi,bahar da geldi negzel değil mi kuşlar,kelebekler falan. 3 (14%)
*OPTİMİST OKUR: ''negzel bilooog,şurama da bir kelebek konmuş mihihi,kelebeklerin ömrü 1 günmüş diye ağlayanlar neden üzülürler ki? ya 3 saat olsaydı değil mi ama canım şimdi.''


pollyannam benim.sana pembe gözlük çok yakışıyor.bi tanesin.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

being muharrem


herhangi bir açıklama yapmadan bugün yaşanılan,dumanı üstünde diyaloğu aktarmak istiyorum benim ısparta gülü cemali olan okurum.

kız takımı: canım biz sana gelmeyi düşünüyoruz.müsait misin şu sıralar?
kült ablası kadar başına taş düşmesi gereken 1. tekil şahıs: aaa MUHARREM olurum,ne zaman isterseniz kuzum.

müşerref olurum diyecektim oysa.
yoksa ki muharrem olunmaz,muharrem doğulur o kısmını biliyoruz da o sevimliliğin hatrına görmezden gelinip saatlerce dalga geçilmeyebilirdi diyorum.
bu da google amca'nın 1.sırada sunduğu muharrem fotosu.vay başıma...

23 Mayıs 2010 Pazar

göbeemdeki çocuk: based on a true story


s.a. ; cin ali görünümlü ''zopa adam'' lakaplı,arkadaş çevresinde oldukça sevilen,nevi şahsına münhasır bir insandır.milletin gıpte ederek baktığı süpersonik kız arkadaşı ile fevkaladenin fevkinde bir ilişki yaşamaktadır.birlikte ''efsane aşklar'' kategorisinde 1.liğe oynamaktayken,erol taş sıfatlı kız babası tarafından bir engele takılıp,tepe taklak düşerler.tüm ilanlara,duyurulara rağmen ilişkinin git gide kaybettiği kan bir türlü bulunamaz ve yollarını ayırma kararı ile son bulur aşkları.


s.a. günlerce süpersonik kız arkadaşından kalma eşyaları imha etmekle uğraşır.ihtiyaç sahiplerine kızılderili maskları,orijinal cdler,dvdler,mizah dergileri,kıyafetler ...vb. dağıtır durur.hatta 1 hafta aradan sonra elinde mektup ve fotoğraflarla gelip; ''yakmaya kıyamadım,bunları da dağıtacağım,belki sevdiceğine yollamak üzere bir arkadaş kullanır bu mektupları,fotolarda da üzerlerine kendi kafalarını yapıştıracak birileri elbet çıkar'' diyerek herkesi dumura uğratır ve sevenlerini kara kara ''ne yapsak ki bu adama yahu?'' diye düşündürür.


aylar geçer...zopa adam s.a. erimiş,bitmiş,neredeyse görünmez adam olmuştur.hala daha sevdiceğine ve babasına isyan etmektedir.desteğini esirgemek istemeyen arkadaşları alıp biraları giderler bu bağrı yanık,bezgin arkadaşlarının evine.içkiler içilir,neşeli parçalar atılır listeye,hava,su da dahil olmak üzerine her halt üzerine geyik çevrilir.bir ara bir kişi ''içimde zillere basıp kaçan bir çocuk var'' gibi bir cümle kurar.hafif çakırkeyf olan 12 insan göbeklerini hoplata hoplata gülerler.komik olmasa bile gülmelidirler,moral aşılama misyonu dolayısıyla.
birkaç saniye içerisinde biri yanındakini dürter,dürtülen yanındakini,yanındaki yanındakini derken dürtük zincirlemesi sonrasında tüm bakışlar s.a.'ya kilitlenir.

birasından seri yudumlar alan s.a. bir yandan da göbeğini çalkalamaktadır.birkaç saniye gözlemlendikten sonra nihai soru gelir:

-n'apıyorsun lan sen?
s.a.'nın gözleri tazyikli su ile doldurulan yarım litrelik şişeler gibi bir anda dolar taşar...
-hep içimde haylaz bir çocuk olduğunu söylerdi.şimdi onu boğarak öldüreyim de son kalan şeyi de yok edeyim.ühğhüüğğğğ snıfff snıfff....

gülsen olmaz,ağlasan olmaz,ne yukarı tükürdük,ne aşağı...böyle ağız dolusu yuttuk gitti.''ben böyle aşkın ızdırabını...'' dedik cümleten.

ha olayın akıbetini merak edenler olur belki; bu hıyarlar mezun olduktan sonra evlendiler...acı soslu mutlu son anlayacağınız...

22 Mayıs 2010 Cumartesi

facebook facebook hergün aradım durdum,facebook facebook bu kızı ordan buldum

artık smayyıl yk şarkılarını neredeyse ezbere biliyorum benim iran kekliği okurum.serviste,okulda bünyeme dayatan insanlar sayesinde  bir baktım ki smayyıl ile düet yapabilecek bir kıvama gelmişim.tez zamanda hafızandan siline diye dualarınızı eksik etmeyin yanımdan,yöremden...

dizilerle pek haşır neşirliğim yok benim efendim.gördük mü birbirimizi, selamlaşıp geçiyoruz.bazen hal hatır sormak için yanaşıyorum yamacına doğru,ama sonuç;konuşarak sizi uyutan insanların yaptığı ile aynı oluyor bünyemde.ben sızıyorum,bir ara kendime geldiğimde ''hadi eyvallah'' deyip vedalaşıyorum kendisi ile.bu sebeptendir ki dizi oyuncularının isimlerini bilemem ama bi kaç dk da olsa hal hatır sormuşsam gördüm mü tanırım.bulmacalarda ''resimdeki oyuncu'' kısımları için hep harf çıkmasını beklerim ben.birkaç harf çıktı mı da o kısmı sallamasyon doldurup,bitirdikten sonra imha ederim,bulan dalga geçmesin diye.dizi tutkunu arkadaşlarımın dizi kritiklerinde de hep fransızı oynarım mesela.korkuyorum bu rol üzerime yapışıp kalacak diye.

neyse işte.tuğba büyüküstün de bu simasını bildiğim,adını sanını bilmediğim oyunculardan biri idi birkaç gün öncesine kadar.hatay'da çalıştığım dönemlerde ''asi'' dizisinin çekimleri arada bir yaşadığım yerde gerçekleştiğinden ve de ailemin yanına giderken has otobüslerinde fanatik bir biçimde izlendiğinden, daha fazla görüyordum yüzünü.hatay'dan taşındım,geçenlerde yeni dizisinin reklamlarında gördüğüm ana kadar da uzuunca bir süre görmedim kendisini.

sonra atlarımızı o muhabbetten bu muhabbete koşturduğumuz bir arkadaşımla konuşurken hatay'a geldi konu.''atım sen şurda otlayıver'' diyerekten,soğuk ayranlarımızı içmeye başladık hatay'da.ve bir şekilde ''asi'' dizine geldi mevzu.eski erkek arkadaşının bu hatuna hasta olduğunu hatırlamalar vs derken ulaşılan son nokta:


algıda toplu sıçıcılığın güzel bir örneğini yansıtıyor aslında bu.elemanın ''güzel pic'' diyerek neyi kastettiğini harmanlamış olsa da anlıyoruz öyle değil mi? ama tuğba ve hayran tayfasında durum farklı.tuğba osuruyor,tayfası sıçıyor -imam-cemaat ilişkisi-
pic= picture olarak değil de pic=piç olarak algılamasından mütevellit hoop geliyor tehditkar yorum kendisinden.bunu gören tayfa da ardından.yalnız şu çarptı gözüme: tuğba hanım kızımızdan sonra yorum yapan ablalar hep bir önceki yorumu ezme,tuğba'nın gözüne daha çok girme derdindeler.savaşı kim kazanır?tuğba'nın gözüne,gönlüne en çok hangisi hitap eder ve onla evlenmeyi hak eder?elemanın akıbeti ne olur? sorularının cevabını çok merak ediyorum ne yalan söyleyeyim.

ne entrikalı,tutkulu sayfalar varmış arkadaş!



21 Mayıs 2010 Cuma

çılgın türkler !!! ooovvv yeaaah

düğünlere katılma durumum ve göbek atma ile ilgili bir yazı yazmıştım daha önce:
٩(•̮̮̃•̃)۶ ٩(-̮̮̃-̃)۶ ٩(●̮̮̃•̃)۶ ٩(͡๏̯͡๏)۶ yeni başlayanlar için göbek atma

ama azizim eğer bu düğünler şu şekilde olacaksa atın beni içine,hayatımın en bahtiyar anlarını yaşayayım.
ordan oraya çılgın atayım!
TIK!

      TIK!

             TIK!
 
sonuncu için yorumum şudur: wall of death olayında bizden esinlenilmemişse ne olayım!

19 Mayıs 2010 Çarşamba

gözün kör olsun fantezi!


içimde yıllarca adeta bir çığ gibi büyüyen,hollywood filmlerinden fırlama ''öndeki arabayı takip et'' fantezisi eminim birkaçınızın da aklından geçmiştir.bu ukteyi ve sonra ne şekilde bunu yok edebildiğimi anlatarak aynı ukteye sahip okurlarıma faydalı olabileceğimi düşünüyorum.-aferin çok iyi düşünmüşüm değil mi?-

bu bilinçaltıma nasıl nüfus etti tam bilemiyorum ama,bir gün arkadaşlarla film izlerken bu repliğin geçtiği sahnede içimin bir tuhaf olduğunu,bir kımıl kımıllığın söz konusu olduğunu fark ettim.o gün bunu yapmam gerektiğini düşünüp,öğrenim kredisine kaç gün kaldığını hesap etmeye başladım.kredinin yattığı akşam 10 liralık bir fantezi yaşayıp,bir taksi şoförüne ''öndeki arabayı takip et'' diyecektim.faturaların fazla gelmesi planı bozdu.sonraki zamanlarda da bir türlü olmadı,olamadı.

ben böyle bunu gerçekleştiremeden üniversiteden mezun oldum gitti.sonra iş yaşamına atılma olayları.zaman zaman ayın 15'ine doğru ''şu parayı elime alır almaz yapacağım ülen'' planlamaları, fakat bir türlü olamaması diye devam etti.

taaaa kiiii bir gün babamın beni tren garına almaya geldiği güne kadar.planlanmış bir durum değildi,hızlıca arabaya bindim ve heyecanla babama:

-öndeki arabayı takip et!!!

dedim.babamın panikle arabayı hareket ettirmesi,takibe yeltenmesi,suratıma baktığı anda yüzümdeki o sırıtışı görmesi...5 sn üstadım!yıllarca planladığın her şeyin 5 sn.de

-babanın şoförümü var lan eşşoğleşşek!

fırçasıyla zart diye sona ermesi.eve gidene kadar kaç yaşına geldin hala nelerle uğraşıyorsunlar,çocukken anlıyorduk hadi şimdi ne oluyorlar,allah bilir kostüm alıp o damdan bu dama da uçmaya çalışırsınlar,ler,lar...

demek ki neymiş? babanızı kullanmamak gerekmiş...kendi işinizi kendiniz görün canlar!öptüm kalem kaşınızın arasından...



17 Mayıs 2010 Pazartesi

karanlığın içindeki gökkuşağı yolcusu: ronnie james dio



masalcı dede,küçük dev,mütevazı insan,horned hand öğreticisi,büyülü sesli adam...
ölümsüz olduğunu düşünüyorduk oysa ki biz...
 

milyonlara bir ağızdan söylettiği şarkıların yerini derin iç çekişler,üzüntü ve göz yaşı aldı.yaşayan efsane artık yok...
rest in peace...

16 Mayıs 2010 Pazar

''offside'' ı cümle içinde kullandım,oldu mu? adlı çalışmam

göksel BAKTAGİR...ismini tesadüfen ne zaman görsem,duysam soyadının offside oluşunu düşünürüm hep.BAKTAGİR değil BAK DA GİR olmalıydı o hacım.vallahi bak.dahi anlamındaki de/da'lar ayrı yazılırdı hani?
hadi soyadı durumunda ayrı mayrı yazılmıyor -sahi var mı öyle iki kelimelik ayrı yazılmış soyadı?- bari bakgir,birdesturçekgir biçiminde olsaymış.acayibime gidiyor inanın.

açık lise sınavındaki apaçi popülasyonu

 bir gözetmenin gizli notlarından:

sınıf kapasitesi: 20
sınıfta bulunan katılımcı sayısı: 19
erkek nüfusu: 16
kadın nüfusu: 3
apaçi nüfusu: 11

açık lise stayla


gözetmenin gizli notu: diğer sınavlar daha iyiydi be hacım.döş kılı saydırmıyordu hiç olmazsa.

ve ödülün sahibiiiiiiiiiiiiiii....



 kimi bloglarda çok popüler olan bir takım aktiviteler var ki beni benden alır durumlardır bunlar.ortaya bir ödül konularak,reklamımı bloğunuzda yapın,beni övün,millet bu kimin nesiymiş diye gelsin,o reklamınıza bakayım,çekilişe dahil edeyim,gerisi nasip,kısmet,şans,baht olayı gibi gibi bir ton şart,şurt açıklama vs.iyi niyetli bir hareket olmadığı aşikar.''ülen içimden geldi,maaşa da zam var,okuyucularımdan birine bir güzellik yapasım var'' gibi bir durum değil yani.kendini bu ödül için haldur huldur paralayanlara da anlam veremiyorum.''ödül'' postunun altında ''şurda yaptım reklamını al bu da link,burda da yaptım,şu da var,link,link...'' diye gözü dönmüş şişko nuri tribi yaşayan  ''fıstık benim olacak,vurucam kırbacı,vurucam kırbacı roaaaaağğhh'' nidalaları atan okurlara karşı empatik bir hareket yaşayamıyorum.

ha olmazsa olmaz ise bu blogda ödül koyma hadisesi ''benim neyim eksik?'' der yaparım ben de yapacağımı.-çelişki? hı hııı-
şartlar şurtlar,çizgiye basmadan izlenecek adımlar:
aşağıda görmüş olduğunuz ''elvis metal'' türündeki parçanın ''play'' tuşuna basıyorsunuz.sözlerini de ayrı bir sayfa olarak açıyorsunuz ve söylemeye başlıyorsunuz.''metal dinlemem'' demeyin sizi de düşünerek seçtim bu parçayı.sözleri ''google amca''ya sorun söyler.hatasız bir şekilde söylüyor iseniz bana ''söyleyebiliyorum'' deyin,inanırım.
söyleyebiliyorsanız yan masadan sıcak yaz günlerinizi serinliği ile süsleyecek bir bira yollayacağım.meeeğğmur maaşı azizim.anca...

o zaman hep beraber:
volbeat-a moment forever