bos beles isler

x + y = düttt

tespit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tespit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2011 Cuma

artuklu üniversitesi logosunun sırrı çözüldü




Mardin Artuklu Üniversitesi'nin esrarengiz logosunun şifresi çözüldü.Logo tasarımcısının verilen sürede istenen performansı gösterememesi, daha doğrusu işi pek sallamaması sonucunda 1 gecede, tiryakisi olduğu atari oyunundan etkilenerek yaptığı çalışma insanlarda ''onebenassı'' etkisi yarattı.


Logonun sırrının çözülmesinin ardından üniverisite öğrencilerinden bayılanlar ve akabinde ayılanlar olduğu saptandı.Bu durumun velileri tarafından duyulmasından korkan öğrencilerin paniği devam etmekte.rektörlük sükunetini korumakta.



12 Haziran 2010 Cumartesi

bu bir teşekkür yazısıdır ve ciddiyet içerir

uzun uzadıya I ♥ 90's diye yazmayacağım.evet yeri ayrı,apayrı,tatlı mı tatlı ama özellikle değinmek istediğim bir nokta var:
2006'dan bu yana öğretmenlik mesleğinin içerisindeyim.gün be gün deneyim kazanıyor,çocuklarla birlikte kendimi de yetiştiriyorum.donanımlı bir öğretmen olmanız oldukça önemli.mesleğe ilk başladığınız anda 1.sınıf öğrencisi gibi hissediyorsunuz.zamanla büyüyor,gelişiyorsunuz.

ben ve benim kuşağımdakiler sanırım göreve başlarken bir nebze de olsa daha şanslıydık; çünkü biz, şifreli CİNE5 playboy kuşağını gözleri kısarak izleme ekolünden geliyorduk.çünkü biz görünmeyenin ardındakileri görme yetisine sahiptik.karşımızdaki öğrencinin yalan söylediğini düşündüğümüz anda gözlerimizi kısarak ona bakmamız,şifresi kırılan öğrencinin öğretmenin gözlerinden korkması,öğretmeninin gözlerini kısmaya başladığı anda çocuğun bülbül gibi şakıması,gerçeği,yalnızca gerçeği söylemesi bu yüzdendir.




işte bu yüzden teşekkürler CİNE5.bizim böyle donanımlı bireyler olmamıza katkı sağladığın için.

11 Haziran 2010 Cuma

şeytan'ın en sevdiği şey kibir miydi?



hayır azizim hayır! yıllar yılı kandırıldık durduk ''kibir şeytan'ın sevdiceğidir'' diye.yaptığım deneyler ve gözlemler sonrası bu kanıyı yıkmaya geldim.
ve açıklıyorum: şeytan'ın en sevdiği şey UZAKTAN KUMANDAdır.
lanet olasıca kumandayı sehpaya yahut koltuğa bıraktığınızdan öylesine emin olsanız da,o kumandanın tv.nin olmadığı odalardan,ayakkabılığın rafından çıkmasının tek açıklaması ev arkadaşınız şeytan'dır.toplu yaşadığınız mekanlarda kumanda kayboluşlarından yaşam alanınızı paylaştığınız bireyleri sorumlu tutup,gerginlik yaratmayın,kalp kırmayın üstadım.
onun yerine ''şeytaaaaan aldıııııı götürdüüüüüüüü,satamadaaaaan getirdiiiiiiiii'' diye melodik bir şeyler söyleyin,hoşuna gidiyor elemanın,bırakıp kaçıyor bir kıyıya köşeye.alakasız yerlerden başlayın o yüzden aramaya.
 
hem ne demiş izzet yıldızhan: ''fransızlar amma kültürlü ufacık çocukları bile fransızca konuşuyor.''
ya yaaa.bilinçli olmak lazım!

8 Haziran 2010 Salı

artiz ne arar la bazarda amca hakkında bilinmeyen gerçek!

malum üstteki amcayı artık tanımayan insan kalmadı.ancak bu haksız popülerliği her geçen gün beni rahatsız etmekte.zira bunu hak eden orijinali alttaki kişidir;uçan adam disko'dur.
   
taklitlerinden sakınınız,amcayı kınayınız !

22 Mayıs 2010 Cumartesi

facebook facebook hergün aradım durdum,facebook facebook bu kızı ordan buldum

artık smayyıl yk şarkılarını neredeyse ezbere biliyorum benim iran kekliği okurum.serviste,okulda bünyeme dayatan insanlar sayesinde  bir baktım ki smayyıl ile düet yapabilecek bir kıvama gelmişim.tez zamanda hafızandan siline diye dualarınızı eksik etmeyin yanımdan,yöremden...

dizilerle pek haşır neşirliğim yok benim efendim.gördük mü birbirimizi, selamlaşıp geçiyoruz.bazen hal hatır sormak için yanaşıyorum yamacına doğru,ama sonuç;konuşarak sizi uyutan insanların yaptığı ile aynı oluyor bünyemde.ben sızıyorum,bir ara kendime geldiğimde ''hadi eyvallah'' deyip vedalaşıyorum kendisi ile.bu sebeptendir ki dizi oyuncularının isimlerini bilemem ama bi kaç dk da olsa hal hatır sormuşsam gördüm mü tanırım.bulmacalarda ''resimdeki oyuncu'' kısımları için hep harf çıkmasını beklerim ben.birkaç harf çıktı mı da o kısmı sallamasyon doldurup,bitirdikten sonra imha ederim,bulan dalga geçmesin diye.dizi tutkunu arkadaşlarımın dizi kritiklerinde de hep fransızı oynarım mesela.korkuyorum bu rol üzerime yapışıp kalacak diye.

neyse işte.tuğba büyüküstün de bu simasını bildiğim,adını sanını bilmediğim oyunculardan biri idi birkaç gün öncesine kadar.hatay'da çalıştığım dönemlerde ''asi'' dizisinin çekimleri arada bir yaşadığım yerde gerçekleştiğinden ve de ailemin yanına giderken has otobüslerinde fanatik bir biçimde izlendiğinden, daha fazla görüyordum yüzünü.hatay'dan taşındım,geçenlerde yeni dizisinin reklamlarında gördüğüm ana kadar da uzuunca bir süre görmedim kendisini.

sonra atlarımızı o muhabbetten bu muhabbete koşturduğumuz bir arkadaşımla konuşurken hatay'a geldi konu.''atım sen şurda otlayıver'' diyerekten,soğuk ayranlarımızı içmeye başladık hatay'da.ve bir şekilde ''asi'' dizine geldi mevzu.eski erkek arkadaşının bu hatuna hasta olduğunu hatırlamalar vs derken ulaşılan son nokta:


algıda toplu sıçıcılığın güzel bir örneğini yansıtıyor aslında bu.elemanın ''güzel pic'' diyerek neyi kastettiğini harmanlamış olsa da anlıyoruz öyle değil mi? ama tuğba ve hayran tayfasında durum farklı.tuğba osuruyor,tayfası sıçıyor -imam-cemaat ilişkisi-
pic= picture olarak değil de pic=piç olarak algılamasından mütevellit hoop geliyor tehditkar yorum kendisinden.bunu gören tayfa da ardından.yalnız şu çarptı gözüme: tuğba hanım kızımızdan sonra yorum yapan ablalar hep bir önceki yorumu ezme,tuğba'nın gözüne daha çok girme derdindeler.savaşı kim kazanır?tuğba'nın gözüne,gönlüne en çok hangisi hitap eder ve onla evlenmeyi hak eder?elemanın akıbeti ne olur? sorularının cevabını çok merak ediyorum ne yalan söyleyeyim.

ne entrikalı,tutkulu sayfalar varmış arkadaş!



11 Mayıs 2010 Salı

teoman'ın papatya klibindeki faytoncu


bildiğin freddie mercury yahu...

7 Mayıs 2010 Cuma

sana yurdum insanını anlatayım mı dünyalı? tespit no: 2


yurdum insanın beyanat biçimlerinin tadından yiyemezsin .böyle ricalarını,duyurularını,isyanlarını vs. ilan etme biçimleri yok mu?bu özelliklerini bir keşfettin mi,esnaf tabelalarının,duyurularının takipçisi olmuş bir halde bulursun kendini.


*o esnaflar ki risk almayı severler.para kazanamayacak dahi olsalar farklı yollar göstermeyi kendilerine bir görev bellerler.
*onlar olası diyalogları sezme yeteneğine sahip kişilerdir.bunu önlemek için de en popüler yöntemi -aldıkları çıktıyı poşet dosyaya koyup dükkan camına asma- tercih ederler.




*mistik yönleri fazlaca gelişmiştir.elinden bir şey gelmediğinde allah'a havale ederler.halbuki gelse var ya...

*hangi saatler arasında çalıştıklarını kendileri de pek bir karıştırırlar.isyan eden müşteri olmasın diyerek olası çalışma/çalışmama saatlerini mümkün olduğunca ifade etmeye çalışırlar.''yok ben görmedim,vay ben bilmedim'' serzenişlerine mahal bırakmazlar.
 
*kategorizasyon efendileridir.neyin ne olduğunu çok iyi bilirler,her kesime hitap ettiklerini ifade etmede bir takım problemler yaşarlar ama.
*''türkçe yazıldığı gibi okunur,okunduğu gibi yazılır'' diyerekten ne var ne yoksa okunduğu gibi yazarlar.arada error verirler ama onlar için inanın değişen bir durum söz konusu olmaz.
 
*hem genele hem özele hitap edebilirler.toplumun her kesiminin dilinden anladığını bir şekilde belli ederler.

19 Nisan 2010 Pazartesi

15 yaş kafası

ben bir ''ergenus'' iken bu formata sahip olan diyaloglar yaşamadım.etrafımdaki ergenus arkadaşlarım da aynı şekilde.

ergenusluğumuzun içinde bulunduğu yüzyılların farklılığından olsa gerek.
şimdi böyle belli yaş aralığındaki gençlerin diyaloglarını sağda solda görüp,izleyip çok acayip buluyorum,ne kullanıyorlar acaba diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

yalnız bu yaşta anne kafası yaşamak da neyin nesi o da ayrı...

ve itiraf ediyorum :
facebook'ta ergenusları dikizleyen bir röntgenciyim ben...

18 Nisan 2010 Pazar

sanata bakış açısı hesaplama tekniği

 size oldukça fayda sağlayacak bir çalışma ile karşınızdayım.

etrafınızda ''benim sanata bakış açım şöyle şöyle,böyle böyle'' diye ahkam kesen zatı-ı muhteremler mi var?
ve siz bu zat-ı muhteremlerin aslında hödük olduklarına inanıyor ve onları ulu orta delillerle rencide mi etmek istiyorsunuz? 

işte size en kesin ve en kalıcı yöntem!!! iddia ediyorum bu kadar etkilisi ile daha önce karşılaşmadınız.yüz kızarması garantili !

şimdi efendim,öncelikle malum hödük paşa'nın sanata bakarkenki bir fotoğrafını buluyorsunuz bir yerlerden. yoksa tuzaklar kurun,pusuya yatın,çekin fotoğrafını.
sonra fotoğrafı masanızın üzerine koyup, yapmış olduğum çalışmada görüldüğü üzre, gözleri ile sanata baktığı yeri birleştirin. hödükzade efendi bir miktar clark kent modu alacak ama yapacak bir şey yok.neyse efendim.çizim hadisesini çalışmamdaki gibi yaptıktan sonra ilkokuldan kalma açıölçerinizi elinize alıp,muhteşem ilkokul öğretmeninizin size öğrettiği gibi ölçüyorsunuz açıyı.

ve işte sonuç...artık elinizde delillerle konuşabilirsiniz.hem son trend de bu,hadi yine iyisiniz...


16 Nisan 2010 Cuma

(çiftlikte uyum)

 
aynı şeylere gülebiliyorsanız...
 
aynı sokaklarda yürüyüp,aynı banklarda oturabiliyorsanız...
 
bir şekilde kıyafette renk uyumunu yakalayabiliyorsanız...
 
ve aynı fotoğraf makinesine aynı pozu verebiliyorsanız...

TEBRİKLER! UYUMLU BİR ÇİFTSİNİZ,HELAL OLSUN...

bir de şöyle bir şey var belki alakalıdır:

ALİ BABA'NIN ÇİFTLİĞİ

Ali Baba'nın bir çiftliği var
Çiftliğinde kuzuları var
Me me diye bağırır
Çiftliğinde Ali Baba'nın

Ali Baba'nın bir çiftliği var
Çiftliğinde inekleri var
Mö mö diye bağırır
Çiftliğinde Ali Baba'nın

Ali Baba'nın bir çiftliği var
Çiftliğinde tavukları var
Gıt gıt gıdak gıt gıt gıdak diye bağırır
Çiftliğinde Ali Baba'nın

Ali Baba'nın bir çiftliği var
Çiftliğinde ördekleri var
"Vak vak vak vak" diye bağırır
Çiftliğinde Ali Baba'nın

Ali Baba'nın bir çiftliği var
Çiftliğinde eşekleri var
"Aiiiiiiiii, aiiiiiiiii" diye bağırır
Çiftliğinde Ali Baba'nın

Ali Baba'nın bir çiftliği var
Çiftliğinde horozları var
"Üüürü üüüü, üüürü üüü " diye bağırır
Çiftliğinde Ali Baba'nın

şimdi hep beraber:
meee meee cıstak cıstak mö mö mööööö dubu dup durrrrrrmmm gıt gıt gıdaaak vak vak vak dubu tıss çıss çıss aiii aiiii oi oi oi oi üüürü üüüüü yeah!

burda da uyum sağlanmıştır...

15 Nisan 2010 Perşembe

sana yurdum insanını anlatayım mı dünyalı? tespit no:1

yurdum insanı fena halde tv.'de gördüğü herhangi bir şeye 3 sn. içerisinde sempati duyabilen,5 sn içerisinde benimseyebilen,10 sn içerisinde de bu sempatik bulduğu şeyi kendi hayatına bir davranış olarak sokma kararı verebilen bir formdadır.
   selocan 7'den selocan 70'e

yaşı,cinsiyeti,kökeni,fiziksel özellikleri vb. ne olursa olsun 7'den 70'e toplu sempati geliştirebilme ve bunu hayatlarına yansıtabilme özelliğine sahip yurdum insanı, uzuuun yıllardır ''örgütlenme'' kelimesini duyduklarında gözlerini büyütseler de,bu toplu organize oluş ile bir örgütlenme biçimi sergilemiş olurlar. 

bir kitle imha silahı olan televizyonun, bu kitlesel hareketteki payı elbette ki en büsbüyüktür.
bakın bunu bilgiyi işleme kuramı ile ele alalım:

unutmayın ki sempatiklik insanın üzerine yakışanı giymesidir.....

11 Nisan 2010 Pazar

cenk taner'in mahsun kırmızıgül şivesi

cenk taner'in ''izin vermedi yalnızlık'' albümündeki ''şimdi biz buyuz'' adlı parçasının sonlarında şu sözler yer almakta:

en iyi dostlarımız ölülerdi nedense,
insanlar ki çoğu anlamaz sözden.
üzme kendini, biz bize yaşar gideriz, yeter ki Vazgeçme.
artık ne oyuz, artık ne şuyuz,
şimdi biz buyuz,bu


şimdi efendim  Vazgeçme dediği kısma dikkatinizi çekerim.cenk taner burada bu v'yi aynı bir mahsun kırmızıgül edasıyla söylemiyor mu sizce de?

*mahsun kırmızıgül edası ile v: dudakları ''u'' demeye hazırlayıp ani bi manevra ile o dudak formu ile ''v'' sesini çıkarmak.


fotoğraf ve resim arasındaki 7 fark


  1. yazılışları ve okunuşları farklıdır.
  2. FOTOĞRAF çekilir,RESİM çizilir.
  3. FOTOĞRAF kendisine yıllar boyu RESİM diyenlere kırılmıştır,RESİMe asla FOTOĞRAF denmemiş,muamelesi dahi söz konusu olmamıştır.
  4. FOTOĞRAF görüneni yansıtmakla,RESİM soyuta da kaçmakla görevlidir.
  5. ikisinin de alet edavatı,yöntemi,tekniği,sanatçısı farklıdır.
  6. FOTOĞRAF için çözünürlük kavramı devreye girebilir ancak RESİMin çözünürlüğü diye bir durum söz konusu değildir.
  7. penguen'den alıntı yaparak bitiriyorum:
bence FOTOĞRAF insanın kendine yakışanı giymesidir. böyle FOTOĞRAF çekileceğin zaman saçını başını yaparsın pozlar verirsin, kıyafetlerin felan on numaradır. hem facebooka koyarsın cilalı fotolarını insanlarla tanıştırırsın.

bence RESİM insanın kendine yakışanı giymesidir. böyle sanat için soyunmak felan bunlar güzel şeyler vücudunun her bir yeri güzel; göstermek gerekir. oha ne kadar büyükmüş dedirtmek güzel şeydir. insana öz güven verir.



                                                                                                                


hepimizin aklı karışık vesselam.